Beni Bana Ramen Seven Adamlar

By | 8/14/2009 20 comments

"Asi bir kız gibi görünmektense, kokoş bir kız gibi görünmeyi tercih ederim."

deniz - Ağustos 2009

Çünkü erkekler içgüdüsel olarak asiyi ezip, kokoşu şımartmak eğiliminde olurlar.

Asla şımartılmamış değilim, şimdi yukarda allah var. Lakin, leşoluğun bedelini de katmerlisinden ödedim vaktiyle. (vaktiyle yazınca sanki yaşımı başımı almışım gibi bi his oluşuyo bende, sizde oluşmasın rice ediciim)

Ne diyorduk? Hah ilişkiler ve bedelleri, nefis malzeme. Tahmin ediyorum size de olmuştur; manitanız size delileeer gibi sevdalıdır amaaaa bi de "böyle" olmasanız...
- sokak çocuğu gibi giyinmeseniz mesela,
- parfümü az ya da biraz daha sürseniz,
- fazla konuşmasanız,
- mini giymeseniz,
- erkek kankanız olmasa,
- sigara içki içmeseniz,
- regl olmasanız,
- bok s.çmasanız da fesleğen s.çsanız...

Tüm bu isteklere istinaden, bir iyileştirme ve bayındırlık çalışması başlatılır. İyilikten maraz doğar lafı tam bu ortamda yeşermiştir; sizi iyileştirmek sakın sizi kontrol etmek, yönetmek ve yok etmek için düzenlenmiş bir tezgah olmasındır?

Hiç bir zaman yeterince edepli, akıllı, hanfendi, fingirdek, trend seten, para kazanan, sanatkar ruhlu olamayacaksınız! Hep bi tenkit ve sözde yapılandırma. Lakin hepsi aşk uğruna, sevda adına. Adın batsın yiğido!


Tabi bu tek yönlü bir otoban değil; karşılıklı yontuşma ya da 80lerin tabiriyle örselenme ilişkinin temel motivasyonu haline gelir zamanla. Adamın bileklerindeki çorap sıkığı izleri sizi hayattan soğuturken, sizin her karşılatığınıza anlattığınız cinsellik içeren şakalar manitanızı gerim gerim hasete sürükler.


Sonuç; kavga ve itişme tabi, ya ne olacağdı? Tabi en nihayetinde bol kanlı bir ayrılık bekler çiftimizi. (Ya da hanım kızımız tüm geçmişini, arkadaşlarını ve alışkanlıklarını red ederek, evinin kadını olur telli duvaklı. Bu modeli nerde nasıl incelesem pek bilemiyorum)


"Erkek arkadaşım beni bana rağmen seviyor", ya da -hadi bu kıyağımı unutmayın beyler- "kız arkadaşım olduğum gibi beni bi türlü kabullenemiyor, arıza çıkarıyor dingil" diyorsanız, buyrun tavsiye saati:


* Aşkın hallerinden sual olunmaz lakin aşık değilde "öyle ilişiyorum" kafasındaysanız, çok vakit kaybetmeden uzayın oralardan. 80ler geride kaldı; kimseyi evlenme vaadiyle kandırıp kirletmenin lüzumu yok.

* Çok aşık, çok vefalı, çok gerzek olabilirsiniz. Bu makul bir üçlüdür. Fakat sürekli kavga ve husumet içinde ilişecek kadar mazoşist olmayın.

* Sizi size ramen seven adamın aslen sizi sevmiyor olduğu gerçeğiyle yüzleşin. O varolmayan bi upgrated versiyonunuzu beğeniyor en fazla.

* İllaki sevgilinizin istediği kişi olacaksanız, tebrikler. Düğüne çağırmazsan valla gönül koyarım Asuman.



Newer Post Older Post Home

20 vatandaş cevab hakkı kullandı :

idil said...

ahahah,mükemmel bir yazıydı. birde kim lan bu hayatım erkegine tıklarken her seferinde gülüyorum,cevabımı cıkacak ulan acaba diyorum yarım salise,ama bloguna geliyorum :)

sen bana ilişme.. ben sana ilişmeyeyim.. ee.. nasıl ilişki olucak bu..

Elmoş said...

Evet, bu adamlarda bir proje koordinatörü havalar. Ben bu kömürden pırlanta yaratacağımlıklar, sağolsunlar. Senin içindeki o cevheri görmeler. Ama başka kimse de görmesin. Seni seviyor da, sen öbür türlü, daha başka olsan var ya, seni nasıl daha çok sevecek. İlla ki böyle de şartlı sevmeler. Başı batsın topunun. Kendi durduğu yeri göremeyesiceler.

Güzel açıklamışsınız ancak bazen çıkmaza giriyor insan. Hani karşımdakini beğenmemek veya karşımdakinde mutlaka bir kusur bulayım değil, sadece onunla bu ilişkinin daha fazla ömrü olamayacağını biliyorsunuz ancak aranızdaki görünmez ip sizi o kadar sıkı bağlamış ki kaçamıyorsunuz. Kaçmak diyorum çünkü gitmediğiniz her an kendinizi suçlu hissediyorsunuz.

Ayrıca tebrikler, güzel yazı :)

yalnız resme koptum... saçlar, bıyık, gözlerdeki o ışıltı... pörfekt..

Seni sana rağmen seven adama bir diğer cepheden bakarsak, aslında cool olan sensin, kalite sende, güzellik sende, aşufte cinsellik sende, belki anan-baban onunkinden bir kaç sınıf üstte, eğitimin kariyerin paranın belini kırmışsın, ama abi n'apıyor, senden 5 yaş büyük olmasına rağmen senin çalışmaya ilk başladığın bir işte çalışıyor, illa ki senden daha az gezmiş-görmüş-yemiş-yiyişmiş-bitirmiş, sen NYT'da okuduğun yazıdan bahsediyorsun, o Posta'dan, sen bir kaç long term ve sayısız dating olaylarında bulunmuşsun, onun en uzun ilişkisi 4 ay sürmüş: eeeeee?

Tabii ki adam seni, sana rağmen sevecek. Senin "fazla" tüm özelliklerinin adamda yarattığı eziklik ve komplekse rağmen sevecek. Bu kadar desirable'ken niye onu sevdiğini de hiç bir zaman anlamayacağı için illa ki kıllanacak, illa ki arıza yapacak! İnce ince alt oymalara, laf sokmalara başlayacak.

Beni beni rağmen seven abi profili hep aynı arızaları çıkarttı. Şahsi tecrübem budur efem.

tuna said...

seni sana rağmen seven erkek aynı zamanda rakibindir de. seni sevdiğinde sende gördüklerini sever. gördüklerini inceleyince ise kendisine benzesin ister. böylece alt edilmesi gereken rakibi haline gelirsin. aslında sana rağmen seni değil senin onda gördüğün kendisini sevse ve ne kendisinin ne senin istiyorsunuz diye değişmeyeceğinizi kabul etse belki sana rağmen seni sevmeye devam edecek ama rekabet sona ereceğinden çatışmaların ve kaçınılmaz ayrılığın önüne geçilebileceği kanaatindeyim. en azından belli bir süreliğine.

Olduğum gibi sev yoksa sevme diyorsun yani.. Hadi diyelim sevdiğimizde süperse sonradan davranışları değişmişse ne yapacağız ???

Deniz said...

insan zamanla unutuyor tabi, ilişkide sidik yarıştırma, komşu kızıyla mukayese, kıskandığı yönleri aşağılama...
düşününce evet, kimse kimseye ilişmesin lan!:P

ha bi de "başlarda iyiydi de sonradan bozuldu durumu var."
ne bozulmuyo ki, rica edicem şu hayatta? bugun bi ezine peynirinin dayanma süresi 2 hafta. bi laptop taş çatlasa 2 yıl.

tuna said...

kimsenin kimseyi olduğu gibi sevebileceğini düşünmüyorum. herkes bir başkasını olduğu gibi değil olduğunu düşündüğü gibi sever. sevdiğimde süperdi derken aslında o anlığına senin için süperdi demek istiyorsun. an değişiyor sen değişiyorsun o değişmezse bile süper değişiyor. ikiniz de değişmezseniz an değişiyor. en iyisi değişimi kabullenmek. değişime rağmen sevmek veya sevmemek.

kimse kimseye ilişmesin demesi kolay uygulaması sıkıntılı. yalnızlık çekici ancak o da ömürlü. illa birine paylaşım açacak, arada oturum kapatacak olmadı ctrl+alt+del yine olmadı reset atacaksın. hiçbiri yaramazsa düğmesinden kapatıp açarsın nasılsa. ümitsiz vakaysa fişini çekersin ve tövbe edersin yenisini alana dek.

haluk said...

Sizi size rağmen sevmenin kısa dönemde en önemli nedeni: etiniz, budunuz, güzelliğiniz, cilveniz, enerjiniz, marjinalliliğiniz, fesleğen kokunuz, adem oğlunun daha iyisini bulamamışlığı benzeri nedenler olsa da,
Uzun dönemde sevilmenizin en önemli nedeni içtenliğiniz,özveriniz, içgörünüz, gelişime açık olmanız ve kısa dönemde var olanları kısmende olsa korumanız olacaktır havva kızları..
Son söz: Hayatının ademi olaydım :)

Nedir bu "Beni olduğum gibi sev." şeklinde tezahür eden, kanaatimce insan doğasına aykırı durağanlık talebi hiç anlamıyorum. İnsan gelişmeye programlıdır. "Ben hamdım, piştim hatta yandım, insanlığın erişebileceği son noktaya vardım..." filan demiyorsanız eleştirilebilecek bir yönününüz de vardır demektir. Hiç eleştirilmediğinizde bayır aşağı gittiğinizden kıllanma vakti gelmiş olabilir...

Tabi ki karşınızdaki türlü psikolojik problemler içinde birşeyler söylüyor da olabilir, bunları ona göre değerlendirmek lazım. Durunuz, düşününüz, eleştiriyi doğru bulmazsanız geçiniz, psikolojik problem belirtisiyiyse arkadaştan da geçiniz...

"Beni değiştirmeye çalışma" gibi kalıpları prensip edinmek yerine "Değişecek bir şey varsa değiştireyim, yoksa değiştirmeyeyim, yoluma devam edeyim." diye düşünmek gerek derim ben...

Deniz said...

new updates are available...

Anonymous said...

Adamın istediği kişi olduğunda illa ki düğün olmaz ayol. O nerden çıktı asıl?

Proje adamların aslında o, bu veya şu sebepten bu ilişkide uzun vadeli durası yoktur; istemiyordur işte, o kadar. Sebebi lazım değil. Bunların projelerine takılıp oranı buranı veya halini tavrını değiştirmenin neticesinde evlilik cüzdanı beklemez yani. Tam tersi, evliliğe gitmeyen bir ilişki varsa o da bu ilişkidir. Adam ulaşamadığını sandığını istiyor ayol. Kendi elleriyle yoğurup biçimlendirdiğini değil. Ha, diyelim nadir bir durum oldu da evlendi. Aldatacağı garanti.
En güzeli uzamak.

Piet said...

Çok güzel bir yazıydı. Özellikle 'sizi iyileştirmek sakın sizi kontrol etmek, yönetmek ve yok etmek için düzenlenmiş ir tezgah olmasındır?' kısmı müellife anılarımı anlatmışım hissi uyandırdı bende.

Merope said...

feslegen sıçsan da begenmez ki itooglu itler.. bi kere vurulmadılar mı tutulmadılar mı istersen altın sıç gene olmaz

İster kabul edin ister etmeyin ama malesef hepimizin bilinçaltında bir beyaz atlı prens veya prenses(sadece prenses beyaz atlı değil :b)var. Ve bu düşünceler olabildiğince ön yargısız ve aşk sevgi herşeyin üzerinde tutarak ilişkiye başlasak da. Zamanla su yüzüne çıkan şeylerdir.

eva said...

bu herfilerle oynuyorum ben, bi gün pijamalı bi gün armanileri çekip bi çıkıosun, ula sen ne zaman upgrade oldun allıturnam diyerek yalamaya geçiyorlar...Öfkeliyim aybalam, pijama hayatın anlamıdır. Çözemediler daha oh olsun.

Evet, aynen böyledir. Sizi size rağmen seviyordur ama aynı zamanda içinde sizi değiştirememenin, daha doğrusu görmek istediği gibi olmadığınız için, size karşı içinde tarifi mümkün olmayan bir kin, öfke ve kuyruk acısı vardır. Hatta bu öyle yoğun bir duygudur ki, gün gelir sizden intikam almaya kadar vardırır.

İşler o şekle gelmiştir ki, eşsiz manzaranın doruk noktasına çıktığı kız kulesinde, en sevdiğiniz parçanın akustik versiyonu eşliğinde romantik bir akşam yemeği yerken; gözlerinizin içine, yüreğinizin en derinine bakarak önünüzde diz çöküp, siz sanki içinde ne olduğunu bilmiyormuşsunuz gibi cebinden çıkardığı kadife yüzük kutusunu size doğru uzatarak, en başından beri beklediğiniz 15 puanlık uzman sorusunu soracağını beklediğiniz anda; tarihin görüp görebileceği en büyük sadizm örneklerinden birini icra ederek, önce ayağa kalkıp elindeki kutuyu denize fırlatışını ve yüzünüze son bir kez dahi bakmadan, arkasına dönüp gidişini izlemenizle noktalanabilir.

Siz ne olduğunu dahi anlamadan o, uzatmalı sevgilisiyle üç ay sonraki düğün hazırlıklarına başlamıştır bile. Ve bu andan itibaren size yapacak iki şey kalır; ya ömrünüzün sonuna dek gözünüzün önünden gitmeyecek - ve en kötüsü - "gerçek 15 puanlık uzman sorusunun" sorulduğu ve gerçekten "evet" diyeceğiniz anda bile bu sahnenin hatırasıyla yaşayacaksınız, ki muhtemelen sadistliğin altında yatan duygu ve düşünce de bu; ya da tarihin görüp görebileceği en büyük intikamı almak için nefes alıp vermeye devam edersiniz. "Kill Bill Vol. 1: The Bride's Revenge"

Anders said...

Aslında çok uç noktalarda olmadığı sürece herkes az çok bunun tam tersini sever.Kadın veya erkek önemli değil.Programlanmamız,yapımız,ruh halimiz her neyse.Hani basit ve klişe ama hepimiz "ruhu olan hayvanlarız" ve tabi ki değişime,gelişime,yeniliklere açığız.O ruhu değişik şeylerle beslemek gerekir.
Yine çok klasik ama "papaz hergün pilav yemez". Bize her gün aynı pilavı sunmayın lütfen. =) Arada bi o pilav iyi olsun hatta arada kötü de olabilir.Ama her gün "o" pilav olmasın.Yeni yemekleri de tatmak güzeldir.Değişiklik iyidir.Değişmem ben böyleyim tavrını bi de cinsellikte düşünün.Ve isterseniz bi daha gözden geçirin. ;)
Pozitif olduğu sürece değişimden kaçmamak gerekir.Ha bu arada burda şöyle bi ikilem var ki bana göre taaa orta okul zamanlarından coğrafya mottosudur: Türkiye'nin Doğu ve Batı arasındaki jeopolitik konumu.Ha işte bak o.Doğu kafası mı Batı kafası mı.Hangisi.Bunu yapsam ne olur.Sonucu ne olur.Süreklilik arz eden ikilemler.
Bi yerden sonra tabii ki kişiyi olduğu gibi de sevmek gerekir.Bazı huylarını,davranışlarını kabullenmek ama bazen de o huya suya ek yapmak veya destek vermek gerekir.
Aslında özetle ve kısaca özellikle bayanlarda kısmen yönetilme ve idare edilme ve arada bir tatlı-sert uyarılma dürtüsü vardır.Ama bunu kabullenebilmek çok ağır ego yıkımı yapar.
Azı iyi fazlası zarar gibi.
İkilemin diğer sebebi bize ve bizden önceki kuşaklarda öğretilen "mutfakta aşçı,dışarda hanımefendi,yatakta fahişe" deyimidir.Hani bunların hepsi bi arada olsun ama aynı zamanda çok da abartmamış olsun.Bu ikisi tabii ki o yemekleri daha önce tatmamış insanlara göre bir çok tatları denemiş insanda daha fazladır.Ama eninde sonunda aslında yeni bir yemeği ilk kez tatmak güzeldir,hoştur,lezzetlidir.