Sevgilini de al git burdan!

By | 2/15/2010 1 comment

(en ucuz fotoşop oyunlarından, kafa montajı, iyi ki varsın...)


Benim için hiç başlayamamış bir konsept sevgililer günü. Başlamadan bitse ona da tavdım, lakin senin başlamasın dediğin, başkaları için bitmeyen bir tutkuysa, o işten kaçamazsın yeğen.

Yeğen değil leğen.


Leğen demişken, 14 Şubat kutlamasını vatana hizmet olsun diye bilin bakalım kim getirmiş? Yerseniz duayeni Hıncal Uluç. 80'li yılların başında, dönemin über dergisi Erkekçe - ki daha t.şşak kokulu bir isim düşünemiyorum- "kadınları sekse ikna etmenin yöntemleri" üzerinde labarotuarlarında araştırma yapıyor. Keşif büyük; ecnebinin Valantines Day kafası. Ver hediyeyi, insin donlar, muazzam.


Ama Hıncal Bey'i kesmiyor bu keşfin sadece dergide yayınlanması. Hemen açıyor bi telefon Vitali Hakko'ya, "Abicim" diyor "bunu vitrinlere taşıyalım". Vitali bey boyundan beklenmeyecek bir kahkaha patlatıyor büyük ihtimal "Hay hay Hıncalcığım" diyor, paranın ılık kokusu burun deliklerinde pırpır ederken...


Alın size aşıklar gününün gümrükten geçişi.

Slogana dikkat: Çağdaş insanın dergisi. (az insan olun, bi tutam da çağdaş)

***

14 Şubat'ı manitacılık değil gözlem yaparak geçirdim; Hakan pastanesinde melemene katık fakir sevdalılar. Maçka Parkı'nda toparlanarak çalılar arasından beliren evsiz yiyişgenler. Hele o annesiyle kavga edip evden çıkan ve bittabi acısını manitasından çıkartan şişko sevimsiz kız: kıyamam canım benim.


Olmadı ama değil mi dizilerdeki gibi? Kimse haşince çekmedi yavuklusunu kendine doğru, kimse çarpışan otolar misali öpüşürken fonda aniden romans müzikler çalmaya başlamadı. Kızın saçları yağlı, paltosu tapon. Oğlan hem kısa, hem tipsiz.


Peki o tır sırtında hediye edilmeye giden, 34 sevgilim 34 plakalı beyaz jipi alan hanımefendi. Sen bari geberircesine sevinseydin. Taksitli pırlantasına kavuşan ev hanımı, keşke sen kifayetsiz sevişmelerini ve kocanın bitmeyen toplantı bahanelerini unutsaydın?


Aşk filmlerini listeleyen eşşeğinski programı, bari sen betty blue'yu ya da paris teksas'ı araya katsaydın? (linkler direkt bağlanıyo, gideceksen durma git modu)

Olmadı ama, kolera günlerinde değil aşk, kitsch günlerinde; oyuncak ayı, kalp yastık, simli gül, gül yaprağı serpilmiş yatak, aromalı prezo...


"Sini siviyorum" söylenen kadife kaplı dijital güller vardı sahi? Nooldu onlara?


Biterken...
Gelecek sayımızda "3. teker sıkıntısı" ya da "musallat adam"; öyle bir görsel buldum ki, anlatmalara doyamam.
Bu aralar favori reklamım nutymax, evi çikolata basması. "O evi kim temizleyecek?" telaşlanan içimdeki anaça mı kıl olayım, çikolata içinde yüzen çirkin oğlan ta..aklarını düşündürmesine mi tiksineyim? Duygu yoğunlu diz boyu.
Newer Post Older Post Home

1 vatandaş cevab hakkı kullandı :

Nerval said...

O beyaz arabayı herkes görmüş sanırsam, tüm İstanbul'u dolaştı galiba... O reklam amaçlıydı diye düşündüm.