İlaçlamayalım da Besleyelim mi Bacım?

By | 12/19/2010 36 comments

İlk gençliğim boyunca annem bana erkekler konusunda hiç uygulayamadığım pek çok tavsiyede bulundu. Bu bulunuş esnasında kendi annesinin ona hiç yol göstermediğinden şikayet eder, aldığı öğretiye göre, erkekte aranabilecek maksimum kualifikasyonun "içkisi kumarı olmasın, ha bi de dövmesin"den ibaret olduğunu söylerdi.

Çünkü o zamanlar, dedem uyuyan çocukların üstünden yorganı alır, gider kumara yatırırmış. Bi gün ananemi öyle bi dövmüş ki, kadın kalktığında aynaya bakıp korkmuş. 60 yıl sonra aynı şaşkınlıkla dediğine bakılırsa "Eneee bu adam beni bi dahasına öldürür" fikrine ulaşmış. Sonra işte biri beşikte üç çocuğunu, bi de keçisini alıp kaçmış evden. Devlet ananeme tam iki haftalık işgörmez raporu tutmuş.

Zaman ve Çelik değişirken bazı şeylerin ümit vermeyecek ölçüde az gelişmesi ne acaip değil mi? Teknoljiyi ötemize götümüze sokacak noktaya geldik ama erkekte "kumarı olmasın" dan öteye geçemedik. Hala içkicisi prim görebiliyo mesela erkeğin; "benden adam olmaz" şakılarıyla mızıldayan bi nesil brit emoyla geçti yolculuğumuz. Kah üstümüze kustular, kah otobüsü durdurup çişe çıktılar. Ellerindeki rakıyı alıp, bi biberon tutuşturamadık.

Manitası olan adamlar asıldı mesala, kız henüz evde dururken, başka mecralara yol yapmaları normaldi beyzadelerin. O yolun ulaştığı zavallı köy olarak da, bu hizmeti bandoyla karşılamamız gerekiyordu üstelik. Beyimiz öyle uygun gördüğüne göre, evdeki kız şüphesiz acuzetti, oğlanı zorlan kafeslemişti.

Ya bi arkadaşım ekolünden dalıcam, yoğun istek var. Bi arkadaşım geçen şöyle demez mi?
"Bana yazan evli erkekleri çocuklarına göre katagorize ediyorum artık. Mazallah kreş açsam, orjiye koşcakmışım." Ben bunun üstüne ne diyim?

Hadi biz bu öküzlerle evli olmayanlarız, şimdilik yırttık. Ya evli olanlar? 31 yaşıma geldim, bana sandalye tutan yegane adam, Ali Baba İskender Salonu'nun kel şef garsonudur. Sandalyeye gelene kadar, çorabını tek başına kirliye götürebilen gördünüz mü? "Evli erkek" dediğin, bokunu başkasına temizleten, o da yetmedi picinin bokunu da başkasına temizleten insan diil mi özetle?

O kadar erkek egemen bi toplumda yaşıyoruz ki, taksicilerden bile gider yiyoruz lan. Maaşımın 4'te 1'ini yatırdığım taksici (m)illeti, beni paramla rezil etmenin her gün yeni bir yolunu keşfediyor sanki. Erkekleri "trafik sıkışık, orası yakın" felan diye araçtan tüküremiyormuşsunuz diye duydum taksici amca. Para üstlerini mutlaka veriyormuşsunuz üstelik. Alıcam plakanı, duur, senin de sıran gelicek.

Tüm bunların sebebini söyliim annem; bu ülkenin %80 kadın nüfusu, hayatlarının büyük bölümünü erkekler yüzünden mutsuz geçireceğine ve dahası bunun normal olduğuna inandırılmış durumda. Anneden, haladan davnloğd öğreti gereği beklentiler "Aman beni alsın da, sonra isterse ağzıma sıçsın. Beyimdir, yutarım" seviyesinde.

Yani naapıyoruz Deniz, içimizi şişirdin. Silah mı alalım, ülkece lezbiyen mi olalım?
(Yani çok mantıksız değil ama ben başka şeyler önercem. Önerilerimi evde denemiş değilim, nası sonuçlanır pek bilmiyorum.)

- Çirkefe, hodbine, ite, göte prim vermiyoruz artık bi zahmet. "Bi adam seni üzüyosa, ordan hemen uza" bilinci, atom fiziği değil en nihayetinde.
- Evliye çocukluya kendini rock star gibi hissettirmiyoruz. Değil çünkü, inan evde o da sıçıyo, sifonu lütfeten çekip, fırçayı kullanmıyo. Düşün bu görseli.

- Her fırsatta yalnız dışarı çıkıp, çeşitli aktivitelerde bulunuyoruz. Bu parkta kitap okumak olur, kafede kahvaltı etmek de. Yeterince yalnız kız olursak, yalnız gezen kızın başına gelebilecek doğa olaylarına dirayetimiz artar. Bugün taksici olur bu, yarın apaçi.

- Sırf kafasını yaşamak maksatlı testesteron enjekte edelim diyorum. Lazer epilasyon Grupofoni'de 3 lira 5 lira şimdi. Bi yamukluk olursa gider yeriz lazeri. Onun da kafası ayrıymış.

- Yılbaşında Taksim'e çıkalım mı lan? Anneleri, halaları, teyzeleri alıp topyekün. En büyük fantezim, kadınların tacize uğramadığı bi yılbaşı. Anarşiye vurdum görüyosunuz artık. Du bakalım, ben de sonumu hayırlı görmüyorum.

Biterken,
Başlık bulamadım uzun süre yazıya. Öyle bi kendimden geçmişim, içimdeki küçük feministin kölesi olmuşum...
Bu aralar dolunay; yengeçler mantık sınırlarını ihlal ediyor. Ay tutulacak deyorlar; kızlar ve geyler dehşetle ağlaşıyor. Ve sanırım hepsi geçtiğinde, yine bi skimin değişmediğini görüp, çok şaşıracağız.
"2010 da çok skikti haci yeaa", şeklinde arkasından konuşacağız.
Newer Post Older Post Home

36 vatandaş cevab hakkı kullandı :

doğru yazmışsın ne diyim ki :)

recep usta said...

deniz,

burada önemli bir ayrım var. kadın ve erkekleri acı çektiren ve çekenler olarak ikiye ayırarak çapraz düşünmek gerekli. sen elbette acı çektiren erkek modeli ile acı çeken kadın modelini karşılaştırıyorsun burada. ama ya acı çektiren kadın ile acı çektiren erkeğe ne olacak? onun tanımı ve acısı nerede? mesela toplum içinde kibar olduğu için eşcinsellikle ya da sadece evlenilecek erkek kadrosuna alındığı için uzun yıllar sevgilisiz kalan çekingen adamlar var. bunlar da bu yalnızlık durumu nedeniyle acı çekiyorlar ve toplumsal baskıya buradan maruz kalıyorlar: "senin manita yoktu değil mi hacı ya" denerek. elbette aynı acıyı çeken kadın da vardır.

feminizmin kesinlikle bizi eğiteceği yönleri var. ancak bu bakış açısı eksik ve tek taraflı. birey merkezli yaklaşmaktan çok genel ataerlik sistemin kadınlar üzerindeki ortak sorunlarına eğiliyor. tabii ki haksız değilsin, tabii ki bu özgürlüğü kısıtlayıcı davranışlar bütünü toplumun tuvaletinde bile var. ama sanki etraflıca bir değerlendirme için kadın-erkek ayrımını mümkün olduğunca azaltıp acı çeken ve çektiren hemcinslerin farkındalığı önemli.

örneğin takside, okulda, işte, aile içinde büyük acılar çeken kadınlar nasıl oluyor da acı çeken erkekleri anlamak yerine acı çektiren erkeğin tercihli yoluna sapıyorlar bunu anlamıyorum.

özetle, senin yaklaşımının birebir aynısı olmasa da, negatifini belki de yaşayan erkekler var. üstelik senin çektiğin acı erkeklerle arana mesafe koymuyor. koysa da bu senin tercihin kalıyor. ama erkeklerde bu tam tersi. bu tür günlük acıları biriken bir erkek kadınlara bu acıların paralel evrenini evde ya da sokakta kendine yaşatmasın diye onlara yaklaşamıyor. ya da yaklaştığında da anlaşılmıyor.

neyse deniz, bunları sonra konuşalım. toplum üstüme geliyor şu an, bir erkek olarak.

Anonymous said...

erkek düşmanlığı feminizm değildir. gayler kadın değildir.

empress said...

kız çocuklarına okulda ders verilmeli bence feminizm üzerine! yoksa bu annelerle onların yetiştirdiği aman canım erkek işte napcan anlayışlı kızlarla olmazzzz!!! tek başına eylem yapamıyosun.. adamın seni bırakıp dışarda hizmetçi fonksiyonu da yüklenmişinden bi tane bulması garanti çünkü..

konuya istinaden şu karikatürü koyar, ağlanacak halimize gülerim...
http://www.penguen.com/Default.asp?gun=20100624

znpzsy said...

Yılbaşında Taksim'e çıkalım mı? ÇIKALIM. Ana-bacı-hala-kardeş çıkalım. Madem testosteron enjekte ediyoruz, ortamdaki apaçilerin g.tünü şaplaklayalım, çirkin el şakaları yapalım ve muhtelif tacizlerde bulunalım.

Aylavyu, bu bir gerçek.
-
*s.ktrgit 2010 --- hoşgeldin 2011*
klişesi ile bu küçük notumu kapatmak isterm.

Anonymous said...

pekala, atom fiziği alanından uzman sorusu gelsin madem. "bi adam seni üzüyorsa uza" ile "bi adam seni mutlu edemiyorsa uza" arasında fark var mıdır? varsa nedir?. Yıllarımı yemiş olan bu duruma cevap istiyorum.

Deniz said...

@ adsız - tatlım, mutluluk dediğin başka birine bağlı değil, çoğunlukla kendi bünyen ile alakalı. mutlu bir insan olmak içinse "kendini gerçekleştirme" gibi bi kafaya koşman lazım geliyor ki, bundan sonrasına saati 180 tl den bi psikolog bakar. benim uzmanlığım da bi noktaya kadar:)

@ recep usta - bu toplumun hepimize zarar bi yapısı olduğunu çeşitli yazılarda döşeniyorum. haksız değilsin. ama sanırım gaysin. şaka len, şakka.

@ ortaya - ya erkek düşmanı diilim aslında, çeşitli erkeklere, zaman zaman düşmanım.
son düşmanlık neye yarar?

EvliBiAdam said...

Dışı seni yakar içi beni mi derler? Evli adamlarla düşüp kalkmayın bu bir. Gitsin boşansın teres. Hele çocuk çoluk varsa, evli durduğu filan kabahat gözü dışardaysa.

Kendi öz bakımını yapabilen erkek pek bulunur bir şey değildir, kaynağını özbakım eğitimini vermekten sorumlu şahsiyetlerde aramak lazım biraz, kimse artık onlar. En azından sizin oğlunuz olursa, ona öğretin nedir ne değildir diye, bizim hayatımız beceriksizlik içinde geçti, bizden sonraki nesil kurtulsun.

Ama Taksim'e daha çıkmayın, biraz güç toplayın önce. Bu hareket daha filizlenmeden ezilip kalmasın derim.

Hürmetler,

momos said...

testesteron almış deniz nasıl olurdu acep, meraklar içindeyim. leşoluğun dışarıya eril yansımasını görmek isterdim.

bu sabah hayalarını kaşıyarak şehrin göbeğinde en işlek caddede umursamazca yürüyen bir amca gördüm. kimse farkında bile değildi. kanıksanmış bir görüntü artık. aynı hareketi bir teyze yapsa toplumun ne sağlığı kalır ne huzuru. cinsel ayrımcılık köküne kadar mevcut, kabul. ancak taksicinin yaptığı kurnazlık veya iş ahlakı eksikliği cinsiyet minsiyet dinlemiyor. yakaladığına geçiriyor, alt edebildiğine. kodlama sebebiyle kadınlara daha kolay uygulama alanı buluyor ama gözüne kestirse mülayim adamlara da yapıyor aynısını. alkolik, kumarbaz anne pek rastlamadım, duymadım, cahilliğime verin, şiddetin kabası çok kez erkekten, bunu da kabul ederim, da bu bana göre daha çok akıl yoksunluğundan geliyor. aklı az olan sopasını eksik etmiyor koltuk altından, benim de dedem şiddeti çok kez tercih etmiştir otorite kurmak için, aklını yormamıştır, belki gerek bile duymamıştır ama kaybetmiştir yine de, çünkü çocuklar hep haklının yanındadır. yaralarına merhem süren çocukları olmuştur nenelerin ve bu merhemler gerçek gücün göstergeleridir.
fiziksel şiddet, kaba davranış, sadakatsizlik bir erkeğin kadına gösterdiği zayıflıklardır, toplum erkeklere bu zayıflıkları bir güçmüş gibi sunar ki farkına varmasınlar, yapay cinsiyetler arası güç dengesi bozulmasın. kadınlardan oyuna gelenleri şiddetine kapılır zaten karşı cinsin, diğerleri ise gerçekten nereye bakmaları gerektiklerini öğrenmişlerdir.

bu yüzden damardan da alınsa testesteron, dirayet depolansa da park park, kadınlar günü olsa da yılbaşında taksim meydan, primler kesilse de bıçak gibi, rock starların ipliği pazara da çıkarılsa, insan aynı insan. şiddet aynı şiddet. hayvanlık ebedi.

son olarak kadınların; erkeklerin mutlu etme kapasitesinden çok kendilerinin etajer olsun, patik olsun, kek kalıbı olsun böyle detaylardan mutluluk çıkarma potansiyellerine daha çok güvenerek beni al onu alma oyununa kapıldıklarını düşünüyorum. çok da haksız değiller esasında.

Anonymous said...

bu yazinin neresinden erkek dusmanligi cikarabiliyor insanlar anlamiyorum...Sirf uzerlerindeki evlenme baskisi yuzunden, baskasini bulamam bu saatte kaygisi ile bir suru kadin evlenme karari aliyor... Toplumda degismesi gereken cok sey var...Bir numara da bence kadin kadinin kurdudur gercegi...Kadinlar bibirini ne zaman korur kollar, dusmanlik etmeyi birakirsa o zaman degisim hizlanir...

recep usta said...

deniz,

gay'lik şakasıyla aslında yeni bir toplumsal baskı ve acı şekli geliştiriliyor. gay olmak normalleştirilmeye çalışılırken biz bunu şaka yollu ötekileştiriyoruz.

gay değilim, gay olsam çok daha farklı acılar yaşardım sanırım. hayır ben heteroseksüel acılardan bahsediyorum. acı her yerde.

Adsiz: Sahane bir soru sormussun. Bir adam seni uzuyorsa mi uzamali yoksa bir adam seni mutlu edemiyorsa mi? Ben ikinci sik diyorum. Zira bir adam beni mutlu edemiyorsa (ki ben de mutlulugun birinci olarak dis etkenlerden once iceriden geldigine inananlardanim), bir adam mutluluguma varligiyla katkida bulunamuyorsa uzarim ben. Elbette "uzmek" te hangi derecelerde bakmak lazim ancak uzebilen adam bir yerde cok ta mutlu ediyor demektir ki uzebiliyor zaten... Ben bu adam icin kalirim. Benim icin mutluluk hayati sorunsuz yasamak degil ki, bilhakis, hata yapmak, sonuclariyla ugrasmak, denemek, yanilmak, uzulmek ama kesfetmek, altindan kalkmak, ogrenmek, mucadele etmek, bas etmek, ve buyumek ve buyumek ve buyumek....

Anonymous said...

Feminist annenin cocugu bir yabanciyla evlendim, rahat ettim. Ama tabii 35 milyon kadina bunu tavsiye edemeyecegim. Yine de tavsiyem su, firsatiniz varsa,dil, din, milliyet, irk ve hatta yas ayirimi yapmayin. Feminist veya feminist oglu erkegi buldugunuz yerde kapin. Daha da onemlisi oglunuzu "kadin" gibi yetistirin de, bari gelecek nesil hatunlarimiz rahat etsin accik.

Anonymous said...

sevdim bu blogu. terbiyem bazi satirlarda tirssada sadece "yumurtlama"nin öncesi ve sonrasiyla mesgul olmayan türk hatunlar görmek ne hos.

tam destek huuu,
melek

Feminist annenin cocuguyla evlenen arkadasa ithafen: Izmir'li, tam feminist, kendisini taciz etmeye kolay kolay hicbir erkegin gucunun yetmeyecegi bir annenin kizi olarak, 60'li yillarda Fransa'da baslayan feminist akimlarda boy gostermis ve sahane iki erkek cocuk yetistirmis Fransiz bir annenin Fransiz ogluyla evlendim. Annesi benim haksiz oldugum durumlarda bile, "kendini sakin ezdirme, erkekler rahata ve kadini kullanmaya cok meyillidirler, haksiz da olsan uste cikmanin yolunu bul" der ve her konuda hep benim yanimda olur. Aslinda olay feminizm bile degil bence artik, esitlikten de ote birsey... Rollerin dagilimi eskiden ogrendigimiz, bildigimiz gibi degil. Rol kavrami gittikse seffaflasiyor... Biolojik rollerimiz var elbet ama mesela ben is hayatima daha cok bagli oldugum icin Fransiz sevgilim yani kocam cocugumuz oldugunda kendisinin bir sure ise ara verip bakmak istedigini soyler ve bence mukemmel bir fikir bu...

Deniz said...

ne güzel kadınlar okuyo lan benim blogumu:)

allah arttırsın hanııım.

Anonymous said...

allahım sana şükürler olsun "bebeğimin mutluluğunu içselleştirerek farkındalığını artırması için kıçımı yırtıyorum ama bakıcı olmasa ailecek bokumuzla oynıycaz" türü kadınların sayıklamalarının olmadığı bişi buldum. Deniz teşekkürler ve recep usta bekar mısın? :)

kalimero

momos said...

o zaman ben yarından tezi yok anamı feminizm kursuna yazdırayım. hızlandırılmışı varsa daha makbule geçer, dört haftalık indirimli bir kurs bulsam, en azından feminizme giriş kısmını bitirse gerisini ben hallederim. tabi kurs bitiminde benim de onun yanında biraz staj yapmam gerekecek. yeni baştan öğrenmeye başlarım, çamaşırdır, bulaşıktır, yemektir, bebektir, çiçek bakımıdır, öğrendikçe coşarım. birkaç tane feminist eyleme de katılsam tamamdır, kimse tutamaz beni.

yalnız sorun şu ki feministin şahı olsam da biliyorum ki eninde sonunda öbürünü üzeceğim. haksızlığa uğradıklarını düşünecekler. özgürlüklerine müdahale edildiğinden bahsedecekler. ve ben de duyarlı bir ferminist olarak onlara hak vereceğim. beraber feminist olmayanları kötüleyip bizi onlardan korumasını dileyeceğiz inanmadığımız tanrıdan.

feminist ile veya maço ile fark etmez kim ile olursa olsun evlilik özgürlüklerden vazgeçilmesini gerektiren, elalem içinde var olmak için yaratılmış yapay bir kurum sonunda. topluma hoş görünmenin dışında ne beklenebilir ki fotoğraflı imzalı tc kimlik nolu bir devlet belgesinden.

Deniz said...

@memos ilk yorumun nasılsa kaynamış. şimdi gördüm yayınladım. testesteron da aldım galiba. mizah yapıcam derken mecburi bi alım oldu, şimdi nasıl bünyeden atarım da cilveli bi hatun olurum diye kifayetsiz düşünmelerdeyim.

@melek yürü be!

momos said...

yorumu yayınladığın için teşekkürler, benim yorumlar uzun olduğu için hata mesajı veriyor genelde, ben de gitmedi herhalde diye düşünüyordum ama kandırıkçıymış hata mesajı. kendisi bir hataymış.

bünyeden testesteron atmak için önerim: bir seda sayan sabah vikviklemesine katılman. anında etki eder.

lan o diilde çok acayip zamanlar bişiler geçti seni okumayalı 5-6 ay oldu.. şimdi okuyunca bi hafifledim.. bi bu yazını okudum başkasına vaktim yok o yüzden buraya sıkıştıriyim 2011 de bundan öncekiler gibi yerini bir sonraya bırakmıcak.. diğerlerinden ayiriciğim onu.. allah yar ve yardımcımız olsun bacım.. o allah diyen ağzıma on gündür yıkanmamış dönerci ustası otursun..

öperin.. (cıvık bacım afedersin) (neyin geyiğiydi bu, bi sik hatırlamıyorum eskilerden)

Ben Recep Usta nın çapraz sokaklar teorisinin hep çalıştığına inanıyorum. Bize de uyuyor, orientale ve arabesk olma olgusunun tamalayıcısı niteliğinde.
Her şeyden önce birey, insan olma ülküsünü hayatının merkezine koymuş mu ona bakmak lazım. O zaman kadın da dövmezsin, aldatmazsın,
O zaman kadında seni aldatmaz, hakaret etmez. Evli erkekle birlikte olmaz. Kendini aldıtalacak eşin yerine koyarak düşünür.
Ha insan olanlara da ibne falan deyip bir önceki ilşkinin faturasını kesip en iyi erkek/kadın arkadaşıyla ödeme yaptırıyor kadınlarımız/erkeklerimiz.
Hukukta dava her zaman usülden kaybedilir. Bu yüzden hayat denilen nane de; bizim kullandığımız teknikler bütünüdür. Ve evren de bu yüzden adaletle çalışır ve bir sonraki ilişki de fatura burnumuza dayanır. Ödemeye gelince bağırıp duruyoruz avaz avaz.
Hiç sorduk mu kendimize ? Senin yazdığın bu yazının satır aralarına saklanan ideal den kaç tane vurup düşürdük. Kaç leşimiz var geride, kullanılamaz halde bıraktığımız ? diye.
Feminist olmak insan olmaktanda mı daha yüce sorusunu sormaktan kendimi alamıyorum.
Batınca acıdığını bilen bizlerin batırınca da acıtacağını aklımızdan çıkarmamamız gerekir.

Anonymous said...

ağzına kalemine klavyene sağlık bacım..1 seneden sonra gecen hafta turkiye ye dondum ,(donmeye bayılmıyodum ama param bitti !!) hergün bu kadar çok şeyin oldugu ama bi haltın değişmediği ne garip ulkedir bizim ki yaw..bi haftada 1 senede biriktirdiğim positif enerji depomu kemirip duruyo.kendi hayatlarını önceliklerini bi kenara bırakıp sürekli başkalarını mutlu etmeye odaklandırılan ,kendini keşfetme hakkına bile sahip olmak için mücadele etmek zorunda kalan bi nesil olarak zaten yıllarımızı heba ettik(bide biz bu ulkede sanslı olanlardanız)etek diydi habersiz dısarı cıktı kendine tecavüz edenle evlenmeyi reddetti die ölen kadın var lan bu memlekette ötesi var mı!!.madem kadınsın ,aklını başına devşir,gözünü açık tut,kendi yolundan yürü ,kolaya kaçma , 'yaptım olmadı 'deme sansı tanı kendine ! baskasının guzel!! hayatında figuran olacagına kendi boktan? hayatında esas kadın ol.
bi de ltf kendi hayatlarında esas kadın olmaya calışan hemcinslerine gıcık olmamayı öğren..seviyom hepinizi müttefikler :)

Anonymous said...

tavsiyeni dinledim yeni yıl gecesi taksime çıktım bebeğim. tacizi duydum, ihaneti gördüm, uçan tekme pıraktisi yaptım. sesim de oldu sessizliğim de. Sonra bi aydınlanma geldi: Her yılın boktanlığı kendine bencaa. O yıl hiç sucuk mangal yapıldı mı arkadaşlarlan, ona bakmak ilazım. neyse. sen yaz daha bol bol okuycam ben.
(ezgi var ya ezgi, ya yok mu yazar kız yan binada. uzun. o işte bunu yazan.)

Deniz said...

@ adsız (yan binadaki uzun badem) kiki ye geleydin de dans edeydik, madem taksimdeydin:)

q rene gallimard hakkatten nerdesin lan aylardır?

Anonymous said...

"Evli erkek" dediğin, bokunu başkasına temizleten, o da yetmedi picinin bokunu da başkasına temizleten insan diil mi özetle?

Nasi yaaa? Picinin bokunu temizliceene kendi kendine temizlemesini ogretsen senden sonraki sana duaci olur, bu gereksiz whining de biter gider. Zati hep boklu ve killi erkekler dusuyor bu pek feminist, kendine guvenli, cesur modern vesaire kizlarin payina. Allahin bir hikmeti sanirsam.

Deniz said...

@adsız hayatında hiç bok temizlemediğin ne de belli.
sana milan kundera - varolmanın dayanılmaz hafifliği'nden gelsin

"kitsch boku reddetmektir."

Anonymous said...

Valla her seyden de anliyoruz maasallah, ornegin iki satirda cozdun beni, bu adam hayatta bok temizlememistir nokta. Bi kere her erkek evladi en az bi kere bok temizlemistir, oyle cici bebe boku da degil esasli bok, calistir saksiyi bulursun. Iki kere, ben bebegimin ilk bokundan itibaren aylarca temizledim, o ilk bokun ne yivisik boktan bi sey oldugunu da bilirim, hemsire yapmadi yani. Azicik kafayi kaldir klavyeden, pic dedigin bitanelerin pesinden ne anneler ne babalarin kostugunu goreceksin. Allah sana da bir pic nasip etsin.

Deniz said...

cocugun var diye bana duygu sömürüsü yapma adsız. mizah blogunu kadın programına çeviren sensin.
beğenmeyen küçük picine okutmasın, eaahh.

Anonymous said...

ah ah ah nasil da koydun lafi. Killi heriflere sevda yapip, herif kiliyla orantili miktarda okuz ve boklu cikinca kendini bloglara vuran, nerede yannis yaptim Allaam diye dovunen kisilik, bana duygu somurusunden bahsediyor bu mizah(!) blogunda. Yerim senin aglak feminizmini. Okunmak istemiyorsan yazma. Pic konusunu da uzmanina birakiyorum.

Evey Deniz haklisin, kadin programina cevirtme blogunu. Kendine duzgun adam bulamayan, bulamayislarinin sucunu da erkeklerde veya duzende arayan kendini guya guclu veya femisit sanan kadinlara da prim yaptirma buralarda... Eger bokunu temizlemek istedigi bir cocuk dunyaya getirdikse bu sahis, bu kendi tercihi olmali dolayisiyla burda bunu cok bir olaymis gbi gostermesin kimse... hepimiz secimlerimizin eserisiz. Degil mi?
Su adini vermeyen ama "baskalarini hayatinda figuran olacagina kendi boktan hayatinda esas kadin ol" diyen arkadas >>> Bakis acina bayildim. Senin gibi kadinlarin hastasiyim, boyle kadinlarla bu dunya daha guzel bir hal aliyor. Su guclu kadin geyigi bana bazen cok ters geliyor. Ahmet Altan'in bir kitabinda okumustum soyle diyordu "Bir kadin eger, ben ereklerle agir geliyorum, cunku ben guclu bir kadinim ve erkekler beni tasiyamiyor" gibi laflar ediyorsa, o kadina acimaktan baska yapacak birseyim yoktir cunku bilirim ki o kadin istedigi erkekleri elde edememis bir kadindir." diyor. Guclu kadin kisvesi altinda zayifligini ve tercih edilmezligini kapatmaya calisan bircok kadin taniyorum ben.. Ama adsiz senin bu yorumun bence fenemonel. Kendi boktan hayatinin esas kadini olmayi goze alabilen ve becerebilen kadin guclu kadindir evet...

Deniz said...

@adsız üzücü ama gerçeksin.

Anonymous said...

Ya hanimlar, sizden daha ust duzey bir anlayis beklerdim ama tecelli etmedi, yani dilim varmiyor soylemeye ama, ben kadin degilim :)))) Sevgili Cakil, ilk satirin Deniz'i anlatiyor sanki. Neyse ya, bosverin siz beni. Bu arada, beni alip 80'lere goturdugun icin tesekkurler, nostaljik bir esinti oldu.

Anita said...

Haha, çok sevdim:)

Skeni severler yasası aktif oldukça birşey değişmez :S

G said...

zekice yazılmış eğlenceli bir yazıya bilimsel (?) yorumlar getirmeye çalışan bir erkek adamı zorla feminist yapmaya yeterli.