İstanbul 2010: Kültüre Doyduysak Kapatıyoruz

By | 12/05/2010 10 comments

Dün akşam Ekümenoplis'in neredeyse tamam halini izleme şansına eriştim. "Şu güzel arkadaşlık ortamını bozmayayım" diye ağlamaktan imtina ettim zorlan. Geçen hafta da Haydarpaşa yandığında ağlamamıştım ama beni gerçekten zorladınız ve pazar sabahını ettik.

Ben Sponge Bob minişleme boyutundayken araya giren, "kültüre doyduk: İstanbul Avrupa Kültür Başkenti 2010" reklamı nihayet, beklenen vodoo etkisini yarattı. Ağzımdan köpükler saçıp, ters dömüş hamaböceği gibi debelenerek bi süre parkede yattım. Neyse ki her zaman böcek değilim, kalktım bunları yazıyorum.

Reklamda İstanbul'un çeşitli mühim yapılarına yansıtılan sanatsal aktivite videoları görüyoruz. "Projeksiyon, oh vat e hip aydiya" diye düşünmeye başlamışken, araya RTE'ye kahkaha patlatan tek insan Bono karışıyor. (Tabi ki yarrakamov tarzı bi göktelene projekte halde) Konserler, semalar, danslar yaşanmış belli ki şehirde. O esnada iğrenç bi trafikte otobüse mahkum bir takım fakir halk da, bunlara bakıyor "ouv" çekerek. Çünkü belli ki, olan biteni ilk defa, o da reklam vesilesiyle görebilmişler.

Bu enfes yaratıcı çalışma, şuursuz ama yetkili insanların elinde cayır cayır yanan Haydarpaşa ile son buluyor, sanırsın nispet. Ve slogan patlıyor: İstanbul hiç bu kadar kültür dolu bir yıl yaşamamıştı.

Hııı çok.

İstanbul içinde bi miniskül kısım, elde kadeh ve şalgam, bi çeşit kültür tüketmiş olabilir. Lakin ezici çoğunluğumuz, her gün nasıl hayatta kaldığımıza şaşırarak, mukavemet sınavı şehir hayatımızı südürmekteydik o sıra. İnanır mısınız, hiç dikkatimizi celbetmedi.

Hiç bu kadar kültürlü geçmemiş yıl, nasıl geçti?
Milyonların yaşam kalitesinin bir arpanın boyu, bir üzümün çöpü kadar iyileşmediği kentte bazı yaşamlar çıldırasıya keyifleniyordu. Misal eski Eminönü belediye başkanı, arsasından kazınca çıkan Bizans sarayını, 13 milyon dolarese Hürriyet emlaktan okutuyordu. Şaka diil, lütfen gülmeyin; bu şehirde belediye başkanlığı yaptıysanız, aldığınız arsayı kazınca - ki sevgili İstanbul'da nereyi eşelesen bi şey çıkar- altından çıkan sizin. Saray, külliye, hamam, kısmetinizde nasıl bir girişim varsa artık.

Bi İstanbul Bizans yerleşkesinin haritalarını, bi de 3. köprü güzergahı planlarını istiyorum zaten. Biraz arazi, biraz da "hukuki açık" alıcak param var ve harcamaktan çekinmeyeceğim.

Bu kültürlü yılda gene, bizim arkadaşları Tophane'de dövdüler. Tasarım giyinen hipster kızlarımızı, ince, hünerli parmaklı, kemik çerçeve gözlüklü oğlanlarımızı, "Allahsızlığı yayma derneği başkanı"ymışcasına patakladılar. O sokağı işgal ettikleri, orayı "galeri açıp, önünde içerek" çirkinleştirdikleri için. Dayakçı mahalle delikanlısının "güzel ve çirkin" algısına herhangi yatırım yapamadık çünkü, cebine de beş kuruş koyduğumuz yoktu. Öfkeyi kurumsallaştırmaya devam.

Başbakan ve çeşitli siyasetsiçileri mutelif hallerde çizenlere laflar hazırlandı, hukuki laflar. Ulan çizer dediğin bir gariban deli oğlan, dengin mi o senin? Bari onla uğraşma. Hadi yumurta protesto değil, çizim de mi diil, be vicdansızın kızı? Gerçi tabi heykele ve resme kılsınız, "put olurlar" diye. Kendinizi putlaştırmaya kıl değilsiniz anlaşılan, öyle erişilmez, öyle dalga geçilemez olan.

Kültür dediğin iki ney, bi klarnet, bi de lazer ve havai fişenk şov değil, kapanışa doğru onu da hatırlatayım. Çocuğuna iki sokak arası oynıycak bir yer ayırmak da, doğru kaynaktan iyi içmesuyu kullanmak da, ömrü trafikte törpüleyetmeyecek toplu çözümleri uygulamak da, birer kültür.
Yani aslında kültür mıçan şehirlere bakın, Viyana'da sokağa opera yayını yapılıyorsa, Roma Collezyum'u kimse otel yapılsın diye okutamadıysa, Barselona plajlarına halk akın ettiği halde, vatandaş da denize girebiliyosa, orada projeksyion ve Bono şovdan bambaşka şeyler de oluyor demek ki.
Toplumsal adalet gibi, acaip şeyler.

İstanbul'un suçu ne, İstanbul nasıl kurtulur?
Tecavüz ve kötü yola itilmeli fimlerden öğrendiğimiz şey, madurenin asla iflah olmadığı, ancak ardından ağlandığı gerçeğidir.
Hayatımızın kadını İstanbul'a bu olmasın, bi tane daha yok çünkü.


Biterken,
Yakında hazır olur, Ekümenopolis izleyerek, bu makus gidişatı en azından azıcık rahatsız edebilirsiniz.
Haftasonun lafı "MV pozitif mi pampa?" idi. Off ya, anlatırım.
Sevenleri ürkütmeyin. Sevenler siz de bi zahmet ürkmeyin.
Newer Post Older Post Home

10 vatandaş cevab hakkı kullandı :

Çok garip değil mi, tersine giden şeyler daha bir övülerek anlatılıyor. Bir kısım da inanıyor pek tabii.

birincisi proje halka çok inememiş olması nedeniyle eleştirebilir, bunda haklı olabilirsiniz fakat gerçekleştirilen etkinlikleri kültür dairesini ücretis zdağıttığı kitapçıklarla takip etmek bizim elimizde (idi). uzun yılların bilinçsizlik alışkanlığına organizasyon komitesinin aylaklığı eklenmiş burda..
ikincisi örnek olarak gösterdiğiniz vak'a "bizim arkadaşlar dövülmüş" dediğiniz hani, işte o yere olayın yaşanmasından hemen sonra ve daha sonra çok kez giden GS Üniversitesi öğrencilerinin gözlemleri doğrultusunda şu ortaya çıktı ki, sadece o sevimli oğlanların ve kızların o enfes "sanat" ları farklı fikirlere saygıyı haketmiyor, aynı zamanda o sokaktan, o galerinin önünden geçen başörtülü kadın da kendisine " bak yeeaaa sene kaç, bizim şu halimize bak!" denmeyi değil, inanç ve düşüncesine saygıyı hakediyor...

SED said...

ya kültür başkenti olmakla uğraşmasalar da şu toplu taşıma sektöründe görevli arkadaşlara ahlak dersi verseler! zorunlu olsa! adama diyoruz ki "çok hızlı gidiyorsunuz biraz yavaşlar mısnız?" cevap "ne o tırstın mı?" hıyarağası ile başlayan bir takım cümleler kurmak istiyor insan! sonra da akollü kendi arabanı kullanmak suç ama bana hıza karşı bu cevabı veren adamı kesmek de suç.. kültürle aramaızda daha denizler altında 100bin fersah var daha ahlak nedir bilmezken-eğitim falan oralara gelemedik.. hey allaaam.

Deniz said...

@ sema özler - francesca mckennit cevabınızı önden vermiş. rica edicem "ama türbanlı anamı üzmüşler" polemiğini bi iki yazı öncesine dönüp yapın. ki arada aklım karıştı, istanbul 2010 organizasyon komitesinin milyon dolarlık yolsuzluklarından bahsetme fırsatım bile olmadı.

@SED günaydın, naber?

momos said...

kültür başkenti kılıfında yılların etkinliklerini bu seneye hasmış gibi yutturdular. üstelik osuruktan teyyare eğlencelerin başına kültürü koyup bir güzel paketlediler. her aybaşı yayınladıkları takvimleri inanın tek tek inceledim bir şey çıkar diye ama boş, çoğu her sene yapılan teraneler, kalanları ya öğrenci işleri, ya da yandaş kültür faaliyetleri. kültürün de yandaşı olur mu demeyin oluyor. toplumu muhafazakarlaştırma eylem planı içinde herşey mümkün.

ayrıca kültürle sanatın karıştırılması bir yana, sanatın uysallaştırılması öte yana. diyelim kültürü sanat ile bir tuttuk, istanbulumuzu sanatın başkenti yaptık. peki hangi sanat? içine tükürtmediğin sürece istediğin sanatı icra edebilirsin memlekette, kimsenin engellediği yok maşallah, yeter ki o hassas tükürük bezi dengesini gözetebil.

özeti şudur; paşa paşa ödediğimiz vergiler tükürüğü bol muhim şahsiyetlerin destur verdiği dalkavukların idaresinde kültür başkenti palavrası altında eşe dosta dağtılmış. eş dost da bulduğu paranın yediğinden arta kalanıyla kız kaçıran olsun, renkli ampül olsun, şeytan merdiveni olsun, elişi kağıdı olsun, kırmızı balon olsun, yaş pasta olsun, kokulu mum olsun hiçbir masraftan kaçınmadan mahalleye uygun organizasyonlar düzenlemiş. boy boy reklam ile (reklamın az olduğuna katılmıyorum, sürekli gözümüze sokuluyor)de başkalarını da zengin etmiş, tüm ülke mutlu mesut kültürlenmiş. masalın sonunda yıl biter, yeni yılın ilk günü bir arkadaş otobüse biner ve ilerleyelim beyler der, küfrü yer, oh be der içinden bir yıllık kültürün saltanatı bitti de özümüze döndük.

bu arada müjdemi isterim. 2012de de sporun başkenti oluyormuş İstanbul. İyice orospuya çevirdiler güzelim şehri.

Valla Momos sahane yazmissin, bayildim, bir blogun yok mu senin takip etmek isterim... Hele son cumlenle yerlere yattim:)

Turkiye'nin simdiye kadarki en buyuk ev sahipligi olan dunya basketbol sampiyonasindan bile kimsenin haberi yokken, boyle bir spor kenti unvanini nasil alabilmisiz ben cok merak ediyorum. Hos Katar da futbol sampiyonasini aldi, bunu duzenlemek icin 50 milyar euroluk butceyle 12 yeni stad kuracak tam saha open air conditioning sistemi olusturacakmis. Cok ilginc seyler oluyor yahu, neden bazi ulkeler veya bazi sehirler gereksiz alanlarda var olmaya calisiyorlar? Dedigin gibi Istanbul kultur sehri, tum Avrupa bunu konusuyor.. Ama ne demisler, disi seni yakar, ici beni...

momos said...

eski blogu sildik, yenisi yapım aşamasında, adres aynı: cansykanblogspot.com.

kusura bakma deniz, reklam gibi oldu.

outlaw said...

ben unumu eledim, elegimi astim, sadece caktirmadan yasimi tutuyorum...

Deniz said...

@momos ben bunu yazdığınızı yeni gördüm, nasıl olduysa? :)eliniz dert görmeye.
@ outlaw annayamadım, hissediyorum ama.

İlk önce işin arka planına biraz gitmek gerekiyor. az çok içeride ne konuşuldukları bildiğimi için biraz bundan bahsetmek gerekir. İstanbul'u 2010 kültür başkenti yapmadılar. İstanbul 2010 kültür başkenti olmak istedi. Bunun haklı bir nedeni vardı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin çok ciddi paraya ihtiyacı vardı. İstanbul 2010 kültür başkenti olursa İstanbul Büyükşehir belediyesine devletten ciddi bir para aktarılacaktı. Hem bur da İstanbul Büyükşehir Belediyesinin borçları kapanacaktı. Hemde bunun ağızlarında İstanbul 2010 kültür başkenti oldu. adı ile ağızlarında ballandıra ballandıra anlatacaklardı. Nitekim öyle oldu. Şimdi bu söylediklerim belki inandırıcı gelmeyebilir ama bunu eski kültür başkentlerine bakarak anlayabilir.

1985: atina
1986: floransa
1987: amsterdam
1988: batı berlin
1989: paris
1990: glasgow
1991: dublin
1992: madrid
1993: antwerp
1994: lizbon
1995: lüksemburg
1996: kopenhag
1997: selanik
1998: stokholm
1999: weimar
2000: reykjavik, bergen, helsinki, brüksel, prag, cracow, santiago de compostela, avignon, bologna
2001: rotterdam, porto
2002: bruges, salamanca
2003: graz
2004: cenova, lille
2005: cork
2006: patras
2007: lüksemburg, sibiu
2008: liverpool, stavanger

Şu yukarıdaki şehirlere bakılarak ancak şu söylenebilir.

"istanbul değil kültür başkenti, paldır küldür başkenti bile olamaz. çok değil, 100 yıl önce 2 kişiden 1'inin; hepi topu 50 yıl önce her 5 kişiden 1'sinin türk olmadığı bir şehirde bugün bu oran 1000'de 1'e düştüyse eğer, sokayım sizin kültürünüze de, başkentinize de..."