Akşamdan Kalanlar Partisi

By | 1/01/2011 6 comments
...tüm şehir sızmışken, ben ve bi düzine sığırcık, Tophane rıhtımında seni düşündük.


Müzik arşivlemek ve dinlemek gibi kabiliyetlerim olmamasına, şu yaşıma kadar pek üzülmedim. Yine de olur ya, şu an, tam şu dakika, hayatımın bir fon müziği olsa fena olmazdı. Yılın ilk sabahı güneşli ayaz. Midemde peynirli yumurta ve vişne reçelli kaymak. Kabataş dolaylarında, yırtık bir milli piyango biletiyle bakışıyoruz.

Bakışmamızın sebebi belli; koca caddede ikimizden başka kimse yok. Üstelik ben bilete tepeden bakıyorum zira, kendisi yerde ve üç parça. Ne naif kafalardaysam seviniyorum; sana çıkmadıysa belki de bana? İşte şimdi; "Dire Straits - Money for nothing" başlasaydı ve ben kalçamı sıkıp, adımlarımı birbirinin önüne dehleye dehleye yürüseydim, fena mıydı?

En sevdiğim sporlardan biri, dizlerim titreyene kadar bir istikamete taban tepip, ordan taksiyle eve dönmek. Taksimetrede 17 TL görmüşlüğüm var, düşün ne yürünüyor arkadaş... Biletle karşılaşmasam, pekala günün anlam ve önemini, gecenin flaş zevzekliklerini, kedimin sağlığını felan düşünerek Galata Köprüsü'nü ederdim. Ama içime kurt düştü bi kere, acaba milyoner miydim?

Çok param olsa önce gezerim, sonra yazarım, artanı size dağıtırım, hagatten bak. Bu üçlemeye ulaşmamsa o kadar kolay olmadı. Estetik yaptırıp Angelina memiklerimle aklınızı mı almadım, kadından mafya kurup alemlerde façanızı mı bozmadım, yeni bir din bulup Allah'la aranıza mı girmedim? Fikren mütecevviz takılıp, sonra kendimden soğudum; "Belli ki para bende olsa direkt krolaşırım" dedim.

Bu süreçte parayla ilginçlikler bireyn sıtormingim ağır gelmiş olmalı; tıkandım, Tophane civarına çöktüm. Geceden beri içmeyi kesmemiş homlıs amca grubu ve benden bile geçkin, melankolik bi abladan oluşan yeni yıl kahvaltı orkestramız, sığırcıkların aramıza katılmasına zerrece prim vermedi. Kulaklarım önce cızıldayıp, güneşe iyice yerleşince şikayeti kestiler. "Deniz ne renk?" diye bankın önündeki Doridos'lardan çöplenen kanatlıya sordum, beni tersledi. Ne görmeyi umduğuma mı bağlıymış, neymiş? Kuşbeyinli.

Parayı dağıtacağımı anlayınca, sevdiğim insanlara kafayı taktım bu kez. Madem sponsor oluyorum, takımımızı yakından tanıyalım; yensek de yenilsek de, hep beraber olalım. Ne güzel şeyler ederler o paralarla bi görseniz; biri göbekten suşi yer, beriki çataldan tekilla içer, işte geri kalanını da dağıtırlar o çatal ve göbeklere. Sen deli, ben senden deli, yakarız Kayahan'ı, söndürmeye gelen olmaz. Çevremi mi değiştirsem?


Şaka lan şaka, bu yıl kesin kararlıyım, herkes sevgi istikakını kuruşu kuruşuna alacak benden. Şimdiye dek sevemediklerimize bile maksimus bonkörlükler, cicilikler. Çünkü çok kısa, çok dar; kısa pas bile değil, göğüs göğüse mücadele tarzında geçiyor zaman. Giderimiz kimeyse? Ada alsan, yan adadaki yerliyle "Yok ateşiniz tüttü, yok tamtamınız ürküttü" diye bikbiklersin ancak. Bırak Jeremy İrons yaşasın adada, o belli ki insan değil. Sen insansın -çoğunlukla-, insanla kal.

Sevdiklerimi düşünürken bende bi hüzünbaz önsevişme oldu tabi; bunun geleni var, gideni var, dönme dolap edeni var. O esnada, tekinsiz tekirin biri avcılık oynuyor, melankolik ablaysa deniz rüzgarını yüzüne alıp, ortada fotoğraf makinası olmamasına ramen çeşitli pozlarda kendini sergiliyordu. Amcalar ve sığırcıklar ablaya kayıtsızdı bu kez, ben de bozmadım. Aramızdaki üç 10'luk fark; yaş, kilo ve IQ, beni daha iyi bi insan yapmaya yetmezdi. "Bi tek mutlu olursam, kendime ramen, o zaman işe yararım." diyeyazdım.

Derken takdir edersiniz, ayaz ve kahvaltı çayı birleşince, bünyede bi kıpırdanma oldu. Anladım, eve gitme vaktiydi. Parktan çıkarken bir de ne göreyim; sığırcıklara yalanan vaşak tipli tekir, çağırılınca gelen cinstenmiş, jangıl bugi gibi görünüyor oysa uzaktan. Parkın arkasındaki durakta yüzyılladır, örgü taraftar malzemeleri satan amcaymış üstelik kediyi çağıran.

Tekir vaşak, amca elinin boş olduğunu koklar koklamaz aynen çimene geri uzadı. Ben, yılın ikinci taksi giderini yapmadan, taraftar dostu amcaya şöyle bi baktım. Keyfi yerinde gibiydi; elbet uyanacaktı bu partici şehir, bu hangover taraftar. "Daha çok çalışmalıyım lan" hayıflandım.

Biterken,
Dün akşam Chuck Norris yine Kiki de bizlerleydi. Daha az ünlü insanlar da vardı ama Chuck hepsini dövdü.
Sibel Can'ın tüylü bikini ve Noel baba şapkası giydiği jpegi arıyorum. Gören olursa muhasebeye yönlendirsin, liposakşınlarına Lush'tan ödeme gelmiş.

Yeni yıl dileklerini aradan nası çıkardım, farketmediniz bile dimin?
Newer Post Older Post Home

6 vatandaş cevab hakkı kullandı :

Çok alengirli bir gün olmuş.. öyle diyorsan :) Bense bugün biletime baktığımda son iki rakamın tuttuğunu gördüm.. yine parasızım ben de :) haı bir de parasızken kıro olmamak lazım hiç yakışıklı olunmuyor. :) Bir de mutlu bir yıl dilerim!

Harbi farketmedim. Farketmediğimi farkettirdiğinde dönüp bir daha okudum yazıyı, yine bulamadım sanki. Hani ucundan tuttum gibi ama yok, yeterince güzel saklanmış, saygı duyarım.

Madem öyle, benden de sevgiler...

Gamze said...

seni keyifle okuyorum. yorumumu buracığa bırakmaya çekindim biraz, nedenini bilmem.
sinsi 2011 sana dilediğin her şeyi getirsin.
sevgiler

Deniz said...

@ MERY sana da ii yıllar. we are poor but we got the humor. (orjinali we are ugly but we got the music idi.)

@ çağlar; insanları sevicem, mutlu olucam, daha çok çalışıcam. özet geçtim.

@ Gamze anlamadım ben de niye çekindin. bi daha olmasın:)

This comment has been removed by the author.

''benden bile geçkin melankolik bir abla'' da takıldım ben. üzdün beni hüzünlere gark ettin... deme bi daha öyle