Yavruların Bana Öğrettikleri

By | 5/17/2011 13 comments

Şimdi biliyorum ki, yavru diye başlık attığımı görünce, konuyu İngiliz, üstelik dövmeli bir takım sülünlerden bahsederek açıcam sandınız. Normalde evet, bence yavru tek bir çeşit olur, o da yu-key sınırlarında doğmuştur. Latinosu, efendime söyliim kuzeylisi vız gelir tırıs gider; insan önce kraliçeye bağlılık yeminini etmeli. (Fransız da kurtarır, şık şeyler onlar da.)

Heyhat anlatacağım konunun İngiliz centilmenleriyle uzaktan yakından alakası yok. Bu akşam size, anneleri tarafından bahçeme doğurulmak ile sıçılmak arasında bi noktaya bırakılan 4 yavrudan ve bana verdikleri hayat derslerinden bahsetmek istiyorum. Hatta üşenmeyip hommeyd kedi videosu da koyucam. Çünkü internet iz meyd of kets, es vi ol nov.

Yeni doğmuş kediden hayat dersi, şimdilik 94 TL

1) Paniğe Kapılma: Evime bi tane sesli buton yaptırmak istiyorum, cidden. Basınca "Paniğe kapılma uleen!!" bağırsın bana. Hatta gerekiyosa bi tokat da akş edebilir, hani bazı Amerikan filmlerde kadınlara yapıyolar öyle. Zira ben bu yavruları ilk gördüğümde, bahçe betonunda hareketsiz yatışlarından ölü oldukları sonucuna vardım. O sonuca varınca tabi beni bi sinir krizi aldı. Yaradana isyan ve ağlamalı nöbete harcadığım yarım saatte, arkadaşlara ilk müdaheleyi yapabilirdim. Olamadı.

2) Ya..ağı kelden, tavsiyeyi anneden al: Bu özdeyişin aslı tabi böyle değil. "Nasıl?" derseniz, Pendor'un arka sokağında iş tutan travesitilere sorabilirsiniz. Ben de onlardan duyduydum vaktiyle. Neyse, bu dört sıçanı bi kutuya doldurduktan, yanlarına sıcak su torbası koyduktan sonra tabi "Ulan yeni doğmuşu hayatta tutmak çok zor, mümkünatı yok beceremem" diye ikinci bi panik dalgasına gark oldum. O arada annem arayıp, "Deniz ne yapman gerekiyosa yapacaksın, yoksa vicdanın rahat etmez" demeseydi, herşey gözümde büyüyecekti, atıl atıl sorumluluktan kaçacaktım. Anne ii şey olm, valla.

3) One cat, only leads to another: Bu ecnebi değişinin meali şu; kedi alemine giren çıkamaz. Şimdi hikayenin eeen başına dönersek, bunların şapşal anası da benim bahçeme bırakılmıştı geçen yaz. Yani anneden çocuğa geçen genetik bir "Bulduk salağı kendimizi baktıralım. Mif mif mif-kedi gülüşü-" tarzı söz konusu. Tür olarak beni belledi piçler, siz kaçıp kendinizi kurtarın. Yıllardır kedi almayı düşünenlere tavsiyem hep aynı: abi yapma gözünü seviyim, neye bulaştığını bilmiyosun.

4) Bişey doğduysa, yaşamak arzusunda olur: Ben tabi ilk etapta anne ile yavruları buluşturmaya çalıştım. Üzüntü verici bi hadiseydi. Çünkü anne olacak salak, diil doğurduğunun, skildiğinin bile farkına varamamış. Buyrun dördüncü dersimiz; bişeyi doğurmuş olmanız, ona bakabileceğiniz anlamına gelmiyo her zaman. Bu bi duygu olur, proje olur, kedi olur. Anne önce acıklı miyavlayarak yavrunun başına geldi, sonra kendi tohumundan tırsıp yan bahçeye kaçtı. Lakin işte varoluşun doğasıyla da savaşmanın alemi yok. Hayat vereni tarafından istenmeyen canlılar da yaşamak hakkıyla kutsanıyo, değil mi ki etrafta ben gibi bi şevkat azmanı bulunsun. (Çok felsefi oldum, fark ettiniz umarım.)

5) Olanla olunmuyor: Şimdi buraya kadar kah kah kih kih geldik, lakin yavruların 2 si 2. geceyi bile çıkartamadı. Üç saatte bir kedi aptamili, biberon, götü pamukla sildirip çiş ettirme demek ki bi yere kadar. Diğer ikisi ilk haftayı çıkardı ama birini de dün sabah pisi cennetine yolladık. Siz üzülün diye yazmıyorum, ben baya üzüldüm ama. Öte yandan "dörtte bir" adını taktığım, ya da tam takmadığım son sıçan, gözlerini bugün açmaya başladı. Şu an yanımda. Şimdi dilerseniz sözü ona bırakalım.

- Viyeeekk... Viciiiiyyyikk... Mınısssımm...

(daha konuşamıyo tabi çok küçük kendisi...)

Ay hülasa canlarım, elimde kedi çantası işe giden, gece dışarı çıkan felan bi insan oldum. Hani kedici teyze/çöp ev diye bi konsept var. Bunlar geceleri sokak aralarında hırkaları ve mama dolu yoğurt kaplarıyla belirirler. İşte onların boşalan kadrolarına adayım. 20 yaşında Rüya ile tanıştığım günden beri korktuğum gerçekliğe bir adım daha yakınım. Sanırım son dersimiz de bu; kendini bileceğnnn, kendinle mücadele edeceğn, yenileceğn ama yılmayacağn.

E hadi kapattık madem... Doğurup da bakamadığınız bişey olursa, bana bırakabilirsiniz. Komple yaşatırım demiyorum ama denerim oh bebek, her defasında denerim. Çünkü tarzım bu.


Biterken,
Ayıptır söylemesi haftaya Amsterdam'dayım. Dönüşte tabi ki Avrupalı irkekler hakkında diyeceklerim olacak. Hele bi gidelim de, dönmek nasib olacak mı göreceğiz.
Hava çok süper, hemen soyunun, sevişin, çıldırın felan. Döndüğümde kaymak gibi bulucam sizi.
Haa şey var bi de, perşembe akşamı, Kiki'de olacak Kısmet Şov. Ayın 26sı, 22:00 gibi. "Kiki'ye bi daa gideni sksinler" diyip diyip gitmelere bekleriz.
Newer Post Older Post Home

13 vatandaş cevab hakkı kullandı :

Bahar said...

Öncelikle şahanesin bir bunu söyleyeyim. Ardından bizim bahçenin de kedi yavrularının meskeni olduğunu söylemek istiyorum ama seninkilerin anası hayırsız çıkmışken bizim üç yavruya anası inanılmaz iyi bakıyor. "heyoo yavrıı kedi" diye her eğildiğimiz de annesi bize tıslıyor. Neyse süt falan verdik sevdirdik en sonunda kendimizi ama benim takıldığım demek ki bu kedi alemi de insanoğluna benziyor: Yavrusuna bakan vaar, doğurup atan var.

Videon da şirin ötesi. Senden cesaret alarak ben de tüm yavru bebek, yavru kedi, yavru ne varsa görünce "ayy cınıım" efektiyle kendini kaybeden kadın olarak "yirimg nan onu" diyorum.

Sevgiler.

Oath said...

iyi bari bir tanesi yaşıyor:) kedilerden feci tırsarım ama yavrularını gene de sevimli buluyorum.Ne renk :D
Amsterdamdaki irkekleri dönünce anlat, şahsen çatlarım :D
Ayrıca İngiliz erkeklerini yirim ama iskandinavya nın uzun saçlı, dövmeli, küpeli erkeklerini hem yir hem yalar hem de çok feci severim :D Anlatabildim mi :D

ce said...

severim cunku mizacim boyle

Hich said...

çok iyiymiş yaw:D amsterdam da kudurmalı eğlenceler dilerim... ;)

Deniz said...

Allah korusun hollandali adamlardan. Kac bence, hem cimri hem de haftada bi kere yikanan adamlardan hayir gelmez.

Deniz said...

amsterdam da hollandalıya rastlayacağımı sanmıyorum yaa:) yaşasın turizm. ama uyarın için teşekkürler @ deniz.

Anonymous said...

sunu demeden gecemiciim, bendeniz amsterdam (bir arkadasin deyisi ile amsikerdam:)) da yasiorum ki geldiginde kendilerine rastlayacaksin:)cimrilerdir yes pis kokarlar no..ve dondugunde sosyal adaletsizlige yanacasin, neden biz bu Turk irkeklerine kaldik olacasin...

Anonymous said...

neden olmasin:)

Deniz said...

@adsız wayn't felsefesine giriş.

iki arap oğlan annesi olarak, çabalarını takdir ediyorum :) ben de anneannemin evine gizlice girilip dolabına doğurulan, balkon kapısı kapanınca da analarından ayrı düşen gözü açılmamış yavruları fenerle bulma, besleme timindenim :)

neredeyse ayni sekilde, gecen sene erkek arkadasimin bahcesine hasta, celimsiz bi kedi birakilmisti. anasi,vicdan küpü herifimi tanimis olacak ki yillar icinde, kediyi gelmis resmen kapisina birakmis.

iste onu besledik büyüttük derken, bu sene kendisi dogurdu...ana kedi (camur aysos) evin icinde dogurdugu icin, bahcede dogurdu sayilmaz skdnf. gayet de evdeki yataga girip orada eniklemis durumda. ev ortami ve analarinin beceriksiz de olsa, bakimi sayesinde ücü de yasamaktalar masallah. simdi dört kedimiz var, ev les gibi kokuyor kjsndfj. herkes kedilere talip; ama biz kime verecegimiz konusunda pek kararsiziz. neticede "yavrumuzun balalari" modundayiz.

kisfmed :)

Anonymous said...

benim de basima geldi bu. Insan olenlere cok uzuluyor. Benim veteriner de hayvan dusmani igrenc bir herif, bunla yasamaz bosuna bakmayin dedi. Bizdeki minikler 6'dan uce dustu, Simdi o uc essek kadar oldu, ama bizi anne saniyorlar hala. Cok iyi yapiyorsun, kedi en yuce sey bu hayatta. Kolay gelsin.

Anonymous said...

O cimrilik bireysellikten geliyor bence. Bizdeki gibi "manitanın herşeyini ben öderim" kafası yok adamlarda, takdir ediyoruz ama öyle de olamıyoruz. Kadınlara harcadığım parayı altına yatırsaydım, 34 ümde emekli olmuştum.