Küçük Kirli Zaferler

By | 12/06/2011 18 comments

Her ilişki karşılıklı küçük, kirli, çirkef zaferler üzerine kurulur, bundan hiç şüpheniz olmasın. Her kim ki, "ben aşkım için saçımı süpürge ettim" diyor, onun kendini süpürge etmekteki başarısına içerim. Sulu viski, Bukowski tarzında.

(Deniz Özturhan - 2011'in son dakikaları/Bomonti)

Minyonların sevgilisi olmak hevesiyle çıktığım, "ilişkiler üzerine kalem oynatma ve dahası kelam etme" yolunda, pek çok genç hemşireye ve çoğu şekilsiz delikanlıya rastladım. Hikayeler, tavırlar, yüzler değişti, lakin işin özü hep aynı kaldı. Hepimiz aynı bokuz beyler ve bayanlar. Hepimizin, her ilişmede, illaki bir alacak verecek hesabı var.

İnsanoğlu bir kere manita yapmaya görsün, hele ki iki gram sevildiğini bilsin, hemen kendi küçük ganimetlerini toplamaya başlıyor. Bu ganimet sandığında dişiler için; yer ve kıymet belli eden semboller rağbet görürken, erkek cinsinde ise, fedakarlık/yaptırım özlü eylemler tercih ediliyor.

Farkındayım, çok kavramsal oldu. Blogu basınca felsefe raflarına yerleştircem zaten, hiç biriniz bulamıycanız. Hırsa gel, hey allaaam.

Örneklerle izah edeyim gelinciğim okuyucum.

Küçük Zaferler for Cute/Vintaj/Pembedonlu/Tumblr Ladies

* Erkeğinin tüm sosyal mecralarına işemek: Misal ki, FB'den eski kız arkadaşıyla çekilmiş resimdeki tagi kaldırtmak, daha da iyisi resmi komple kaldırmak, ondan da iyisi, eski kız arkadaşı topyekün tedavülden kaldırmak. (İzaha gerek yok bence, hepinizin aklından geçiyor, geçecek) İleri sürümlerde, twitterdan beyini menşın eden kıza, cevabı yapıştırmak da bir alternatif olabiliğ. @pembejelilo ailecek ilgilenicez tatlım senle. #herkesakilliolsun #osacibilegimedolarim

* Erkeğin pampiş ortamına takdim edilmek: (Üst katta aile takdimlerimiz mevcuttur. Sahi "aile salonu" ne demek, o konuda bir bilgiye ulaşıldı mı? Ne dönüyo lan o salonda? Bipidecinin üst katında oturabilmek için koca bulmak zorunda bırakmayın adamı.) Neyse, bu başlıkta diyeceğim çok açık: ne kadar insana tanıştırıldın, o kadar resmiyet kazandın. Her arkadaşın yüzdesi felan da farklı ha, %2-7 arası, oradan hesapla artık.

* Kendini bi yerden aldırmak, bi yere bıraktırmak, manitayı şehrin bi ucuna ayağına getirtmek, yerse bi de geri göndermek. Seinfeld hiç bir ilişkisinin başında sevgilisini hava limanına götürmezdi hatırlarsanız. Zira karı kısmısı bu, sonra hep ister.

Açıkçası ben manitam olsa, ayağıma gelsin isterim. Sonra hep gelirse sıkılırım, "Beni niye bi yere götürmüyosun, burası pansiyon mu?" felan çemkiririm. Bi yere götürülsem "Sen beni getirmedin, ben kendi paramla geldim, beni ezemesin" terslenirim. En fenası, manitayı geri gönderdiysem, ardından telefon açıp "Beni niye yalnız bıraktın lan godoş" ağlaşırım. Boş zamanlarımda ayak parmaklarımla konuşuyor, dergilerden kestiğim harflerle mutelif mektuplar hazırlıyorum bi de. Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim.

* Beyi alışverişte yancı olmaya ikna etmek: Açık söyliim 32 yıllık kadınım, bu konuda kendimi bile henüz ikna edemedim. Herhangi bi mağzadan eli dolu çıkacak sabrı gösterebilmek ciddi bir mevzu benim için. Öte yandan, Rus diskosundan hallice müzikler eşliğinde, el ele, tiftik trikolara, sezon sonu ucuza çıkmış tayyörlere yorum yapan çiftleri görünce, bi duygulara gark olurum. O melun çiftin dişisini bir daha süzerim. Ama saygıyla, ama ihtişamdan gözlerim kısılarak, oh bebek kısılarock.

* Manitaya beraber tatil/yılbaşı planı yaptırmak: İtiraf ediyorum bu maddeyi yaklaşan kirismıs şerefine koydum. Bence insan memesini elletiği birine özgürce "Bu yılbaşında mememi nerde ellersin?" şeklinde sorular yöneltebilmeli. Ayrıca meme konusunda yıllardır Fatih Erkoç'la aynı fikirdeyim; avuç içi kadar mutluluk yeter.


Küçük Zaferler for Hipster/Atarlı/Renkliboxerdonlu/Sözlük Gentelmen

* Olmadık bi yerde/olmadık şekilde seks: İlişkinin özellikle ilk 6 ayında, aşk ve güvenin mükemmel denyolukta bir dengeye oturduğu, 2,5 haftalık bir period bulunur. Erkekler bittabi böyle bir periodun varlığından habersizdirler. Lakin yeni arabaya sahip her oğlan çocuğu gibi; "yok efendim otobanda 170 basayım, olmadı sahil yolunda iki pati çekeyim" hevesleri tüm sevgilileri için bakidir. Velhasıl senin içgüdüsel görevin sevgili hemşirem, oğlan çocuğuna motoru bi tur açtırmak. İnan 6 yıllık ilişkinizden hatırlayacağı yegane kısım, o 2,5 hafta olacak.

* Beyzadenin saatli maarif takvimine tam sadakat: Lafına inanılacak olursa bu takım erkekler, bağımsız kadınları pek beğenirler. Ahahayt, geçelim bunları cicişim. (Litaretüre Cicişler olarak geçen Esra-Ceyda kardeşlerin meyve tabaklı pozları geldi aklıma. "Ora"ya meyve tabağı koymak ne kafasıysa artık. Heyhat, o kızların soyunuşları bi şekilde kitlesel bi hallenme yaratmıyo. Aptallık da bi noktaya kadar alıcı buluyor demek, sonrası özürlü sekse mi giriyo artık..)

Konuya dönersek; o erkeğin "bağımsız kadın"dan anladığı, son derece bağımsız bir biçimde onun etkinlik takvimine iştirak edebilen, topuklusuyla, makyajıyla, nezih gülümsemesiyle sosyal hayatında var olan kadındır. Öte yandan mevzubahis bağımsız kadın, erkek erkeğe etkinlikler kapsamında yine aynı bağımsızlıkla ortadan amele teri gibi buharlaşmayı da bilmelidir. Bu takvim kapsamında hasta olmamalı, mapusa düşmemeli ve insanın başına iş çıkartmamalıdır. Yaşasındır o bağımsız kadın. Onun o bağımsız yerlerini ısırırım ben, maşallah, bağımsız canını onun.

* Beyzadenin takıntısı/ilgi alanı/ tutkusuna tam destek: Erkeğin meşkale sahibi olanı makbuldür bildiğiniz üzre. Peki sen bacım, bu meşgaleye tam entegrasyon sağlayabildin mi? Beyinin spor araba jantı kolleksiyonu üzerine çevirdiği tüm geyiği sabırla dinliyor ya da tumba çaldığı grubu her performansında izlemeye gidiyor musun? En olmadı tuttuğu takımın maçlarını beraber izlemeli, maç sonunda "Evet aşkitom, yani o harekete faul vermeyen hakem şikecidir, ibnedir bence de. Hı hı kesin ofsattı." yorumunu yapabilmelisin. Yoksa sıkıcısın, hiç bi muhabbeti olmayan karı kısmısısın.

Bi noktada sonuca bağlayalım mı?

Bazen, kafam nays, eve dönerken felan, insanoğlunun birbirinden beslenen bir tür olduğunu düşünüyorum. Kastım aslen ruhsal bi beslenme biçimi. Lakin gözümün önüne "baldırını kıtladığın van nayt sitend, beynini kemirdiğin uzatmalı sevdicek" gibi görseller gelmesine engel olamıyorum.

Üstelik söz konusu ilişki ne kadar yoğunsa, beslenme vahşeti o kadar büyük. Orta şiddette bir aşkta, bi noktada kaşıkla kalbini felan oyabiliyosun karşındaki insanın. Ya da kendini oydurtturosun bi şekil.

Hülasa hepimiz sevginin ve ilginin zombileriyiz sevgili okuyucu.
Aramızdaki şu okur-yazar şeysinde bile, ben yorumlarınızla besleniyorum misal.
Siz, acılarımla.
(üzülen surat)

Biterken,
Fonda Soma fm, Christmas lounge çalmakta. Kedi, elektrik sobası, bitmiş Bokma marka Hollanda konyağı hep yerli yerinde.
Kısmet Şov 22 aralık-perşembe Kargart Kadıköy- 21:30 ve 25 aralık pazar-22:00 Kemancı.
Sonra Ankara'ya da gelicez, yolda kısmetse Eskişehir'e de uğrıycaz.
Öyleli planlar, böyleli hevesler.
Annemi özledim bi de, öyle işte...
Newer Post Older Post Home

18 vatandaş cevab hakkı kullandı :

Erkek Egemen said...

"Bu yılbaşında mememi nerede ellemek istersin" sorusunu sorabilecek bir kadına karşı durabilecek çok az erkek tanıyorum. Sanırım erkek gibi düşünme yeteneği oldukça gelişkin bir bağyansınız.

("Kadınları seven Adam" niteliğini haiz çok yakın bir dostum var bu sorunun benzerini ama daha "hard core"unu yanında oturduğu şöför mahallindeki aşırı trafikte bezmiş olan dostuma soruvermiş; geçenlerde erkeklerden mürekkep bir dost meyhane masasında alkollüyken o kadını ve o unutulmaz sorusunu anmadan duramadı doğrusu.

Bunun yanında "egzajere" etmiş olsanız da (evet bu afı Türkçe'de kullanmak çok beyhude) şu olur olmaz yerde yapılan seksler, bilhassa da quickie'ler asla unutulamıyor evet. Bu kötü bir şey de olmak zorunda değil ama.

Bilgileğnize arz ederim,

mutteşem olmuş yine. bi an uzatmalı ilişki insanı çay kaşığıyla kalp kaşıklıyorsa evlenince hangi yötemi kullanıyoruz diye merak etmedim değil.
ps.: küçük meme seven kayahan değil, fatih erkoç idi yanılmıyorsam.

mamba said...

ilişkiler üzerine yaptığın tespitler şahane gerçekten,beycağzımla 1 yıllık karı-koca ilişkimizde bahsi geçen hemen her duruma mağruz kaldım,özellikle maça beraber gitme aktivitesini yaptım,hiç anlamadığım için tabi çok acı hatıraları var bizde:D şu yazıları bi derlesen artık beybi açıp açıp okusam fenamı olur?

bir buçuk yıldır takip ettiğim sap hayat çizgimi bozmam bozamam.

okudum da iki yüzüm güldü, yüce rabbimi kıskandıracak hatta şekspirin yanında halt ettiği o kelime seçişler, dantel gibi gözlemler, ışık saçan pırıltılı bir deha, evet kuzum hepsi sizde mevcut, ayrıca öperim, öpmeden önünden aykırı geçmem.

Iki taraf da zevk aliyorsa birbirinin teleplerini\kaprislerini yerine getirmekten ne ala. Yalniz yazi cok yerel omus, bu iliski modeli Turkler' e has, batiya gittikce bireysellik artiyor. Oyle ki kadin, adam teklif etmedikce beni surdan al buraya birak' lari soyleyemiyor. Onu birak esler birbirinin tabagindaki yemegi tatmak icin izin istiyor.

Anonymous said...

Bu kadar noktayı gözlemleyip/bilip mutsuz olmak insana blog açtırıyor demek.

rumeli said...

Takıntı ve şüpheci ağırlıklı hatta doyumsuz her yatılan veya her yatağa atılan için duvara çizik atan bir zihniyetin her iki taraf için yansıması bu anlatımlar.Kaldırımda gecenin bir saati kendini arz eden kafadan bir gömlek daha az sağlıklı bir tarz.Sonu olmayan kısır döngü.Ne istediğini bilememek malesef her türlü çaba mutsuzluk deryasına bir çizik daha batmak sonrada kafayı bulup savunma mekanizmalarının arkasına sığınıp zafer çığlığı atarmış gibi yapmak.Kalabalıklarda biraz daha kaybolmak .En kötüsüde gerçekten kaliteli ve samimi bir yürekle karşılaştığında kadın veya erkeğin onu göremeyecek kadar gerçeğin pusulasını kaybetmiş olması.Sonrsında evlenilmesi gerektiğine karar verip eldekilerden birini seçip her kesi mezera kadar mutsuz gömmek.Son olarak pembe dizileri seyredip iç geçire geçire gözü arkada gitmek.........

Anonymous said...

ankaraya gelcek olmaniza cok sevindim (subat tatiline denk gelmesin gozunuzu seviyim)

@gül; nerdesin üzüm gözlüm yeaa? öpürce belediye spor.

@rumeli; mizah yaptığımız için genellemelerimiz keskin, acımasız. ama insan boktan bişey şimdi kabul edelim be anam.

@brownian; seni unuttum sanmayaydın. bişey dedin sen bana ne dedin? hah, avrupalı kızlar teklif ediyodu. gittik o kadar, etmediler. yalanmış o.

haa unutmadan... @erkek egemen, sana alt blog açıcam bi de. bugün bi momos olsun, bi sen ol, yorumlarda harcanmamalısınız, hayatımın erkeği yazı işleri ekibine katılmalısınız bencik. mersi.

Yazının G noktası: Avuç içi kadar mutlulukla biten paragraf. İşte unutulmayacak, eşe dosta anlatılacak kısım. Şair burada memelilere ve memecilere seslenmiş.

@danceofeternity - fatihmiş hakatten, yıllardır hatalı espri yapıyomuşum. vay bana...

http://www.youtube.com/watch?v=kektMI9RLwI

Demissin ki: @brownian; seni unuttum sanmayaydın. bişey dedin sen bana ne dedin? hah, avrupalı kızlar teklif ediyodu. gittik o kadar, etmediler. yalanmış o.
15 Aralık 2011 01:02

Deniz, elin Avrrupali kizlarindan teklif mi bekledin sen? Italyan erkeklerden umudu kestin "Kim lan bu hayatimin kadini?" formatina mi gectin yoksa.
Deniz hadi bize homofobik olmadigini ispat et, bir de senden kadin-kadin iliskiler uzerine bir yazi bekliyorum. Sonra erkek-erkek, sonra...Liste uzayip gidiyor. Sen ne yazsan guzel oluyor, sinirlarini ac, ac, ac!!!

@brownian

kadın-kadın olanı ben yaziyim mi, nolur.. en güzel yeri orası..

hatta benim kadınlarla ilişkimi yaziyim, o da bi tür kadın kadına durumu..

Selin said...

Herkesin ne denli sosyal olduğunu çeşitli şekillerde ve internet yardımıyla gözüme gözüme soktuğu gecelerin en keyifli etkinliği yazılarını okumaktı bu yıl. Seni uzaktan seviyorum Deniz. Mutlu yıllar! Ada, Prenses ve Ben'e de devam edersin ki belki...

Eline sağlık. Benim favorim de "erkeğin tüm sosyal mecralarına işemek" paragrafı. Başbakan prompter'dan okusa direk AB'ye alırlar bizi, o derece...
Blogunuz da pek güzel, ben daha yeni keşfediyorum, evet.

Anonymous said...

Deli misiniz nesiniz Deniz?
Sizi fazla komazlar bu ellerde, yanarım buna yanarım.

Yazınız daha çok yazınız,okudukça açılıyorum.Zira okuduklarım aklımdan geçip de kelime bulamamaktan, sosyal zımbırtılardan, koca suratı çekmemek için gizlice defterime özet geçtiğim şeyler. Oh be kendime geldim.
Teşekkürlerimle.

Ayşegül