Bende Son Durum

By | 1/10/2012 14 comments

Günaydınlar, iyi günler ve iyi akşamlar... Kimseyi dışlamak istemem, hangi saat diliminde şu satırlarla karşılaştıysan, o selama tabi ol sayın okuyucu.

Bi süredir düşünüyorum, "Ben kimin için yazıyorum" diye. Siz, bilgisayar başında bu bloga tıklayan ve arada bir, etrafta karşılaştığımızda, "valla çok komik blogun, gül gül altıma kaçırıyorum" açıklayan sevgili, tatlı azınlık için mi? Yoksa şahsi mükemmeliyetçiliğini 32 yıldır üzerimde denemekten imtina etmediğinden, yazılarımı dandik ve derinliksiz, beni de yeteneksiz bulan biricik annem için mi? Ay belki arada siyaset bilimi eğitimimi konuşturarak, sorunlarına ışık, en azından 40 walt felan tuttuğum bu toplu histeri içindeki toplum içindir.

Ya da belki ünlü olmak için, önümde kapılar bir bir açılsın, şöhret sahibi diğer kalem taşıyıcıları beni de aralarına alsın, saygıda sevgide kusur etmesin diyedir.

Neyse ki, hiç biri değil.

Yazıyorsam kendime yazıyorum; ben delirmeyeyim diye. Altıma sıça sıça sokaklarda dolaşmayayım, meydanlarda soyunup dökünüp, "Hepinizin ta amına koyıyım laan!!" bağrınmayayım diye.

Nereden baksan makul bir sebep. En azından Saik Faik söylediğinde, ben inanmıştım.

Peki Nedir Bende Son Durum?
(Merak etmiyorsan sana şuraya bi link yerleştirdim, bas git kendini çok yordurtmadan cicim.)

Benim sabahım 7'de, yoga ile başladı; Defne hocam daha pozitif, daha genç ve daha evli bi kişi olarak yurda döndükten 1 ay kadar sonra, kendimi karşısında rahat-rahatsız bir bağdaş pozisyonunda buldum gene. Ders bitimlerinde ekseriyetle, Fetullah Gülen misali ağlıyor ve çektiren sağ bacağımı ovuyorum.

Kısmet Şov epey toparladı; Anlıtemiz kendini aşarken ben de boş durmadım. Modern kadının sorunları ekseninde espiri haznemi genişlettim. Sahnede halterci zarafetiyle durup seyirciyi önce tartmayı, sonra kavramayı ve en nihayetinde kaldırıp birkaç saniye havada tutmayı anladım. Bakım öğrendim demiyorum, ama iyi anladım.

Duygusal hayatım ise adeta lunapark gibi; dandik korku tüneli mi istersin, Amerikan bezinden hırpani etekli balerin mi, Kamikaze, Gondol, Rollercoster, çarpışan araba, güldüren ayna... Hepsi mevcut, hepsi benim. Tüm maddiyatımı yatırdığım halde üstelik, beleşinden bi paket Malboro kapmış da değilim.

Buna istinaden şu aralar en çok istediğim şey, lunaparkın sınırlarından radyasyon hızıyla uzaklaşmak. Kusturan heyecan dalgasından, monotonlaşan merkez kaça kadar, bir cümle fizik kuralını ihlal, hatta inkar ederek yaldır yaldır kaçmak.

Kaçtığım yer Tayland olursa hoşuma gider açıkçası. Doğunun en uzağında, minimum teknoloji, tv, taksi, televizyon, elveda Twitter/FB/Tumblr/Blogger/hatta Google. Sazdan etek giyip götümü delik deşik etmek, kumdan kale yapıp, hemen akabinde üzerinde yuvarlanmak, yapraktan pirinç lapası dilleyip, çekirge kızartması kıtlamak, heveslerim bunlar. Ama daha azına da okeyim. Evde pirinç yoksa bulgur, çekirge yoksa bok böceği yerim. Acımam yerim.

Ay üstüme hiç varmayın, çok asabiyim bu aralar. Yıllar ve yollar önce aştım sandığım her bi skimle yeniden, lüzumlu lüzumsuz kapışırken yakalıyorum kendimi. İş dünyası ego sağanaklarında rahmetli Azer Bülbül misali titriyor, sorumluluk ve ilişki kelimelerinin her bir hecesinden ikrah ediyor, toplumun her kesiminden bireye, ağzımdan lav püskürtmeyi arzuluyorum.

Misal, diyelim ki devletlimiz bir grup vatandaşının tepesine "ups ay did it egen" repliğiyle bomba yağdırıyor ya hani, hani bi kısım çok vatanperver beyin de bunu makul karşılıyor ya, işte benim tırnaklarım içe içe uzamaya başlıyor o vakit.

Siyaseten Migros poşeti kıvamında olan kimileri, bu konuda espri felan üretiyolar sonra sosyal medyada. O insanları on binler takip ediyor ya, yaradandan şüpheye düşüyor; insan türünün maksadını göremez oluyorum.

Zaten ülke genelinde barajlara yüklü miktarda Zanax serpildiğinden, havaya Bali ve tiner basıldığından işgillenmekteyim epeydir. Çünkü farkındaysanız her gün muntazaman teröristleşmemize rağmen, keyfimiz hala yerinde. İsveç'te millet internet üzerinden dosya paylaşımını din olarak kabul etmişken, bizde ateist olup "din saçma bişey galiba lan" demek hapis gerektiren bir suç.

Ama insan yakmak suç değil, ama çocuğa tecavüz suç değil, ama karınızı köyün tüm eşekleri suya doyana kadar dövmek suç değil.

Günde 5 kadının resmi kayıtlara ölü geçtiği şu güzide coğrafyada, kaşını almayangillerden bir kısım amlılar, "Erkeğin gücüne teslim olun" buyurabiliyorlar hala. Ulan daha ne teslim olalım? Bi canımız var, onu da veriyoruz. Aynı işte çalışıp, daha az maaş alınca, daha az kaale alınınca, en yakınımızdan en uzağımıza bir dizi insanın "Sen kadınsın, o sepebten orkid veya çamaşır deterjanı seçmeyeceksen, fikrin çok da mühim değil." tarzına maruz kalınca, ööle bel bel bakıyoruz.

Bak gene sinir bastı. Du bi sigara yakıyım, bağlıycam şu derinliksiz, pespaye yazıyı.

***

"Bende son durum", biraz atarlı, biraz kaçarlı gördüğünüz gibi.

Özgür olmak istiyorum ama özgürlüğün ne anlama geldiğini hiç birimizin tam olarak bilmediğinden şüpheleniyorum. Ruhundan kan gelene kadar çalışıp kazandığınla yaptığın üç günlük gezinin, aşkın gözünü oyarak ve dahası, aşk nedir bilmeyenlerle oynayarak kazandığın ilişkinin, kalemini amından doğurup beynine saplayarak yazdığın yazının seni, yok aslen beni, özgürleştirdiğinden son kerte şüpheliyim.

Özgürlük, mutlak yalnızlıkla kutsanıp, mutlak bencillikle beslenip, mutlak hissizlikte filizleniyordur belki, belki diil. Dedim ya, hiç birimiz bilmiyoruz aslını.

2012'den özgürlük istiyorum. Biraz şiir de fena olmaz hani.


Biterken,
gidiyorum şimdi, döndüğümde çok komik olacak buralar, hep beraber altımıza işiycez kısmetse.
kısmet demişken, kısmet şov bu ayın 21'inde, kemancı'da.
cumartesi gecesi, dj'li, danslı, felanlı.
ilk ben çıkıyorum, gecikmeyin.
Newer Post Older Post Home

14 vatandaş cevab hakkı kullandı :

bebikometti said...

Bu sefer sictirtmadi :-/

Canım Yazar Kişi,

Hayat yazmak için malzemeden başka ne sunar ki bize? Bütün bir öğleden sonrayı yazarak geçireceğin bir oda diliyorum ben sana...ve odada gönül rahatlığı ile uyuyup uyanacağın maddi-manevi rahatlık hali.
Bağdaşa, Fettullaha devam, ha gayret az kaldı.

Defne Hocan

Deniz' im haklisin hislerinde. Ama bu celiskiler heryerde var, tek farki yabanci bir ulkede misafir oldugun icin bunlari seyredip geciyorsun.
Ilerde kendi isimi yapmaya baslarsam, ya da boyle bir seyin parcasi olursam sana is teklif edicem, o zaman kacmak istersen kacar gelirsin yaban ellere.

irene said...

Sevgili Deniz;
sana çok şey yazdım sildim. bu demek ki sen kelimelere sığmıyon anacım.
Kalemine kuvvet canım.. Kısmet şova bi daha gelmek kısmet olur mu bilmem ama senin için en hayırlısını dilerim..
Ceyda'nın arkadaşı İrem diym ben sana anlarsın..

Ellerine sağlık,pek güzel bir yazı (sanırım bu kez annen de beğenecek;)) Hepimize daha özgür, daha sansürsüz, daha reel bir 2012 diliyorum, ümit ediyorum, inanmak istiyorum...

su said...

en azindan orkid secmekten ozgurlesmek icin: http://dunyayikurtarankadinlar.blogspot.com/p/sipari%C5%9F.html

alo? anne ben feminist oldum.

aylin said...

Çok güzel bir siteniz var, hazırlayanların ellerine sağlık.



http://www.tabloal.com

@hocam defne ii ki varsın.

@brownian teklifni bekliyorum.

@irem ben gaziantepe gelicem, oraya özel kısmet performansı yapıcam.

@kutsalfahişe 2012'den bi umudumuz var evet.

@su linke baktım, fena diil aslında o kap işi. tamponla kapışır.

hepiniz sağolun la la la laan.
:)

yoga yapman üzücüymüş.

momos said...

üzüldüm.

bir arkadaşın olarak daha fazla yanında olmayı beceremediğim için.

bir okurun olarak seni anlamaya çalışmaktansa keyfini çıkarmayı tercih ettiğim için.

bir hayranın olarak adına atfettiğim tüm anlamların yanında gerçekte kim olduğun her geçen gün biraz daha uzaklaştığı için.

ve biraz da kendim için üzüldüm, ben, ucuz bir zamkla içine yapışmış olduğum bu toplumun ayrıl(a)maz parçası, seni böyle hissettirdiğim için, bilinçsiz bir yüzsüzlükle senin tarafında olduğumu iddia edip kozamı sağlamlaştırdığım için, kurtulamadığım bir savaşın içinden ümitsizce kıvranırken yeni bir tekrara dair sebebi olmayan umut dolu cümlelere üzüldüm.

üzülmek ne bir gerçeğin keşfine ulaştırır beni ne de bir yalanı örtmeye yeter. özgürlük, gerçek bir özgürlük ise istediğimiz, onun başlangıç noktası da değil elbet.

sadece bir duygu işte, öfke gibi, sevinç gibi, kıskançlık gibi, pişmanlık gibi, boşluk gibi.

onunla ne yapacağın sana kalmış.

yananba said...

amanın! defne benim de hocam.
daha nefes almayı yeni öğreniyorum ama doğru yolda mıyım ne?
sen bi git gel de ister güldür ister ağlat yüzümüzü.

znpzsy said...

Canımsın.

zey said...

zanax diil xanax :)
haha gıcık olma hemen
çok seviyorum yazılarını ben