Ajda'lara Veda

By | 12/08/2013 9 comments
Ajda'yı gerçekten keşfettiğimde 24 yaşındaydım.
Üniversiteden mezun olup kanımın her damlasıyla nefret ettiğim bir işe girmiştim. Bir buçuk sene separatörümün arkasında kadere, eğitim sistemine ve dünyanın geneline lanet okuduktan sonra, metin yazarı olmak üzere istifa ettim. Çok değil 1 ay kadar sonra bu kez, İstanbul'un en büyük ve şık ajanslarından birinde, memure değil stajyerdim.

Herkesin bir acaip şekile koştuğu ajans ortamı, daha önce çalıştığım çok uluslu şirkete nazaran epey genişti. Aynı genişlik çalışma saatlerini de kapsıyor, insanlar konkur ayağına ajansın tasarım kanepelerinde uyukluyor, ben ise hafta sonları, içeri alınmadığım fikir toplantılarının fotokopilerini çekmek için ajansta hazır bulunuyordum. Bunun için aldığım para kira ödemeye yetmediğinden, benim ajansta sabahladığım gecelerin parasını annemler ödüyordu.

Birileriyle yemeğe çıkmaya utandığım, iş arkadaşlarıma parasızlığı çaktırmamaya çalıştığım, iyi bir fikir bulana kadar kimsenin benimle selamlaşmadığı, kreatif direktörün 3. gün yanıma gelip "Burada kimse kimseyi skmez. Rahat ol, bana siz demeyi bırak" çektiği, ama elbette az çok herkesin herkesi kelimenin yan manalarında bolca sktiği, benimse tüm bunlara şaşırdığım, reklamcılığın ilk yılıydı. Metin yazarı olmayı çok istiyorum, yumruğumu ısıra ısıra direniyordum.

Tüm bu şaşırma, kendine gelme, ezilme ve hırslanma sarmalı içinde, bazen hıçkırıklar ve bazen de salak bir zafer gülümsemesiyle çıktığım ajans yolunda, yanıma daima tek bir kişi vardı.
Tam da olması gereken kişi, gerçek bir azmin zaferi, dört çekerli diva; Ajda...

Nursel ve Emre'nin sağıma soluma yükledikleri, cdlere yazıp yanıma kattıkları plaktan çekme Ajda'lar, hayatımın 2 senesi boyunca her gün, her akşam ve sabah, tek fon müziğim oldular.
Allah hepsinden, kayıtta çalışan ses teknisyeninden plak şirketinin kurucusuna kadar emeği geçen her bir kişiden razı olsun.

Ama Ajda'cım sen bu "duacı olduklarım" listesinde, artık yoksun.

***

Ajda'yı ne çılgınca sevmiş olduğumu örneklerle nasıl açıklarım tam bilmiyorum. Kedime verdiğim ismini ciddi ciddi dövme yaptırmayı düşünmüş olmam mı, bağıra çağıra İstanbul sokaklarında söylediğim şarkılar mı, estetikleriyle dalga geçenlere bilediğim dişler mi? Onun sürekli genç olma sevdasını anlayışım, her dönemin starı olmaktaki azmini takdir edişim mi? Ne çok takdir gördün lan Ajda, ay miin, Ajda süperstarım. Ne sevildin, ne alkışlandın, ne poh ki ne poh.

Ve günün sonunda ve yolun sonuna yakın, biz Kadıköy'ün tozlu sahaflarından plaklarını toplayanları, bu vesileyle bir plağın 90 TL olmasına yol açan biz aciz hayranlarını ortada bıraktın. Sadece müziğinle olsa iyi; ben en nihayetinde "Ajda ft. At Hırsızı", hatta "Ajda ft. Bizzat At" albümlerinin varlığına da tahammül edebilirdim. Sayborg mavisi gözlerinle belgesellere çıkıp "Ay o eski günler muhteşemdi, muhteşem yüzyıldı. Şimdi yok, yok!" beyanatına bile katlanırdım.

Ama sen beybi, sen basbayağı içi kötü bir insanmışsın.

***

Herşeyden önce şunu belirteyim; aranjmanlarla örülü müzikal geçmişin, bir müzikal muhteşem yüzyıl değil. Yorumuna, sesine kurbanız ama müzik başka bir konu. Onu bilenlerle konuşsan daha iyi. Öte yandan "yok artık yok" dediğin şeyler ülkemizde var, lakin büyük ihtimalle sen o müzisyenlerle hiç tanışmıyorsun. Açıp Yasemin Mori'nin sesini bir kez dinlemiş değilsin mesela, şu gün İstanbul sokaklarında kim ne çalıyor bilmiyorsun. Ya da bir müzisyeni, şarkıcıyı yetiştirmiş, sanat dünyamıza kazandırmış değilsin. Olsun, varsın Ajda okulunda tek talebe de olmasın, bak buna da razıydım.

Ama şuna razı gelemedim be Ajda canım:
Seni 70'e merdiven dayamış yaşında diva diye sinesine saran yurdum gayini, canı ve onuru için çıktığı barikatta yalnız bıraktın.
Kuşaklar boyunca analı kızlı, modern kadın diye seni ilahlaştıran bu ülkenin kadınlarını, canları ve varlıkları için çıktıkları meydanda yalnız bıraktın.
19 yaşındaki oğlan çocuğunu sokaktaki adama dövdürmeyi, dövdürerek öldürtmeyi siyasi marifet bilen bir adamı sevdin Ajda sen, bizi sevmedin.

Bunun politik olmakla, siyasetle ve senin bir sanatçı olarak siyasetten çok çakmamanla alakası yok. Sen, senin bir hayatlık varoluş adına kaydettiğin tüm başarıyı, hepimizin hesabına silmek isteyen adamı seviyorsun.
Sen canım, bizi değil, bir katilin gösterişe ve isteriye bulanmış gücünü seviyorsun.

İşte bu yüzden Ajda'cım, biraz geç oldu biliyorum ama anca sıra geldi, şimdi aranjör toynak ile kaydettiğin son albümlerini, lüzumlu lüzumsuz açmaya doyamadığın yaşlı bacaklarını (ve seri estetiklerle kapanamaz hale gelen tüm diğer organlarını) ve elbette, hangi mazlumların babası olduğu ortaya çıkan Orhan Gencebay'ı da alıp, hayatımızdan çıkabilirsin.

Plaklar bizimle kalacak.
Ülkede kalan son güzel şeylerle beraber, turşusunu kuracağız. 

biterken,
düşünme hiç, neden diye yorulma ajda.
o yıllar ki yaşanmayacak seninle bir kez daha,
gittikçe kaybolan, bir aşk hatırlanan
bizden de güzeldi zaman.

acı nedir bilmeden, yağmurlu gün görmeden
hep akıllı geçindin, kalp kırmayı öğrendin ajda.
şimdi ne oldu bize, nefret girdi sevgiye,
sen kaldın tayyiple, biz de işte ilgilenmediğin hallerde.
eeeeeaah..

egipeyya, egipeyya, egippapap papadu...


Newer Post Older Post Home

9 vatandaş cevab hakkı kullandı :

Aynısını bana hakan şükür yaşattı. Siyasal görüşünü biliyordum ama umrum değildi. Çocukluğumun kahramanlarından biri, vazgeçmeyen, sürekli mücadele eden adamdı. Tuttuğum takımın en önemli günlerinde o vardı. Onu görebilmek için biletix öncesi stad gişelerinde bilet sırası beklerken yediğimiz coplar geldi aklıma. Yazıklar olsun dedim sadece. Çok sevdiğin bir dosttan yenen büyük kazık gibiydi. İnsanın içine "lök" diye oturup çıkmayan cinsten.

Anonymous said...

Benim çok zoruma gidiyor o, orospu çocuğunun insanlari böyle ayrıştırabilmesi. Ben Okan Bayülgen i severdim, artık sevemiyorum. Sevmek istiyorum fakat olmuyor. Acundan hep nefret ederdim, riyakar diye. Hala hiç sevmiyorum. Ama o yavşağın yüzünden Okan in programini izleyememek zoruma gidiyor.

Benzer zamanlarda, şartlarda ''keşfetmiş''ve de kesinlikle aynı sebepten ''koy yumuşak yerine rahvan gitsin'' demişiz.
(Tarihe) gömdük onu biz.

Çok güzeldi..

momos said...

elli yıl sonra ajda'dan geriye bir tek bardağı kalması dileğiyle yeni yıla gireceğim bu sene.

yeliz said...

içimden geleni ziyadesiyle yazıya dökmüşsünüz, ne diyeyim, allah razı olsun. Ajdanın da yolu açık olsun:(

kerimcan'daki hakan etkisi bende rıdvan ve ibrahim kutluay'da oldu. hâlâ da hayret ederim bu kadar büyük futbolcuların, sanatçıların, bu ülke tarihinin başına gelmiş en güzel şeyden nemalanması gerekirken geçici olduğu tarih tarafından tecil edilmiş bir hükümete yamanmalarına. ya tayyip bir guru ve mind trick özelliği var ya da bizler çok safız. evet galiba biz çok safız:)

çok iyiydi bu :)

yananba said...

ben sezen'e uzulurum, kokadan mokadan, bilmedigimiz kimbilir baska nelerden tehdit ediyorlardir ondan susup kalmistir gibi gelir bana. tarkan'i gozaltina alip birakmislardi da anlam verememistim sonra olaylar baslayip digerlerinden hic ses cikmayinca gozdagiymis meger demistim. milyon yildir hepsinin ne ictigi icirdigi herkesin malumuyken deniz seki neden hapis yatti mesela tuhaf isler.
ama ajda'ninki basbayagi iktidar hirsi. gencliginde kardesine aranjman sarki verdi diye fecri ebcioglu'nun camini taslayip kirmis sinirinden kardesiyle de iki sene konusmamis. hirsindan olicek sonunda :)