Zaman Meselesi

By | 8/17/2017 2 comments
Evin içi zamanla doldu.
Zaman dokunulabilir oldu, hatta ısırdı. Zaman şakaya dönüştü, yetmedi birileri buna güldü. Zaman kendini 4. boyut, 2. Süleyman ve eski bir sevgili olarak atadı. Zaman küfür kıyamet kapıya dayandı, üstüne bi de sigara yaktı. Zaman kumara, tarihe, marihuanaya ve su kayağına alıştırdı. Gözleri kör edip, on çift göz, bir o kadar da kulak verdi. Yine de kimsenin ruhu duymadı. 

Zaman nekahete dönüştü; yara bandı ve antibiyotikli pomat... Zaman yaramıza sıvandı. Zaman elindeki anlamları sündürdü, sersemletti ve sonra dönüp güzel bir kızın adını İlyada koydu. Kız destana, destan zamana direndi. Zaman zamansa anlayamadığımız kuşaklar üretti, sari gibi en az 6 ve 7 metre. Sarındık renklere, zaman renkler, kokular, billur sular, kirli de sular, karanlık leş sular, hepsini birden içti. Zaman şişti ve kendinden memnun kaldı.

Zaman telefona baktı kendini geçirmek için. Anlarmış gibi yaptı ve yavru bir kedi gibi merak etti olan biteni. Sonra saniyesinde ilgisi dağıldı. Zaman aptallığa güldü, çok güldü ve bunu yaparken IQ’su 5 çıktı. Zamanın kokusu sindi nihayet, nihayet kalbin gerisinde bir kuytuya yerleşti, gerindi, salak bir kumru gibi, çünkü kabul edelim kumrular da biraz salaklar, evet o kumru gibi kafasını ileri geri sallayarak kur yaptı. Etrafta kur yapılacak kimse olmamasına ise, yine en çok kendi şaştı.

Zaman kaşıntıya dönüştü. Su çiçeğinde basan, iç kıyan kaşıntıya... Güldü yine, bereket güleçti. Ama çok kaşındığı için bi temiz sopa da yedi. Zaman tüm kıtalarda kendiyle oynadı sırf meşruiyetine, ikna etmek için insanlığı. Zaman kimi geceleri ve sıkıntılı öğle üstlerini terörist gibi bastı. Sabahları kurşuna dizdi, sorgusuz ve sualsiz. Mahkemesi, muhakemesi ve öğrendiği yeni kelimelerle boncuk boncuk dertlenmesi, anlına düştü ter gibi. Nem gibi. Bir çocuğun top teptikten sonra vücudundan sızan buğu gibi nefis ve sade. Zaman bize iyilikler ve fenalıklar etti; gerçek bir dost olduğu anlaşıldı böylelikle.

Zaman yaz yağmuru gibi, oh dedirterek başladı, şaşırtarak bitti. Bir kamera önünde durdu, “Bu senin için iyi mu?” diye sordu seyircisine. Şaşırmak istedi, şaşırtmak istedi ve bunun için yüzlerce, binlerce, milyonlarca aynı güne kendini kilitledi. Bu yavşaklığıyla üstelik, pek sağlam alkışı hak etti. Çünkü aynı günler, illa ki aynı günler, insanın delirmemek için damarlarında bulduğu yegane kudretti.

Zaman uyandı ama eve gidemedi. Sokak onu sevmedi, ağaçlar burun kıvırdı ve pek de hareket etmeye muhtaç olmayan, diğerleri izledi onu. Zaman hareketsizlerin yanında ezik, gençlerin yanında lüzumsuzca entel kaldı. Ve klasik caz dinlettiği, bir de beklentileri bir türlü karşılayamadığı için, büyümeyi bekleyenlerin içini sıktı.

Zaman nemden öleyazdı yağmurlu bir Ağustos gününde. Şemsiyeyi büyük oğlunun eline tutuşturup, kendi ıslandı; şefkatten değil, başka türlüsünü bilmediği için. Ve başka türlüsünü bilmediği için yaptığı diğer her şeyler, hesabına manyaklık olarak yazıldı. Halbuki en çok o zaman, öleyazdıktan ve donuna dek ıslandıktan sonra hala sevmeyi becerebildiği o yegane anda sadece, aklı başındaydı. Bereket bunun hiç farkına varılmadı.

Zaman kendini sevdi sonunda; bahtına nakşettiği tükürükte buldu huzuru. Tuz ruhu, Arap sabunu, amonyak, zefiranlı su… Zaman ne ettiyse temizleyemedi, kötü bir müzisyenin kalbini kıran kirli ruhunu. 

Nihayet ambulans yetiştiğinde, kendiyle yorarak kaç nesli perişan ettiğini hatırladı zaman, ah kör olmayasıca zaman. Gerçi unutmuş da değildi. Yorgundu sadece, sedyeyle taşındı. Teyze sandılar amca çıktı. Bir kez daha ölmeyişi üstelik, herkeste büyük kafa açtı.


biterken,
yemek yemedim, uyumadım, inattan da değil valla. serserilik geldi çünkü zamandan hemen sonra. evde bana oturacak bi götlük yer kalmadı. kalktım ben de size geldim. yani maniniz yoksa... çünkü sevgili okur, evdesin gibi, ışığın yanık.

Older Post Home

2 vatandaş cevab hakkı kullandı :

evdeyim. aramıza zaman koymadan gel de şuraya bi pomad sürelim

Korkunç bir varlık said...

Canavarlar bile karanlıktan korkuyor desene